22 Nisan 2020 Çarşamba

Asla Vazgeçme (Simon Snow #1) - Kitap Yorumu


SIMON SNOW, ŞİMDİYE KADAR SEÇİLMİŞ EN KÖTÜ SEÇİLMİŞ KİŞİ!

Simon sadece eğlenmek ve Watford Sihirbazlık Okulu’ndaki son senesinin keyfini çıkarmak istemesine rağmen kimse ona rahat vermemektedir. Kız arkadaşı onu terk eder, en yakın arkadaşı yakasından düşmez, akıl hocasıysa onu güvende olabileceği bir dağa yollamak niyetindedir. Simon, oda arkadaşı ve çok uzun zamandır baş düşmanı olan Baz’ın ortalıkta görünmemesinin keyfini bile süremez çünkü yine hangi kötülüğün peşinde olduğunu düşünmekten kendini alamamaktadır. Ayrıca ortalığı hayaletler basmıştır. Ve vampirler. Simon’ı yok etmeye çalışan gerçek kötü yaratıklar. Gelmiş geçmiş en güçlü büyücü de olsanız bir an bile rahatlayıp hayatın tadını çıkaramazsınız. 

Bir hayalet hikâyesi, aşk masalı ve polisiye roman olan Asla Vazgeçme’de bir Rainbow Rowell öyküsünden bekleyebileceğiniz kadar çok öpüşme ve konuşma var… ama hepsinden çok da canavarlar.


Herkese merhaba! Umarım keyifler yerindedir! Şahsen benim keyfimi bu gördüğünüz kitap beklenmedik derecede yerine getirdi. Bu kitabı beğeneceğimi umuyor, çok beğeneceğimi ancak hayal edebiliyor ama muhtemelen beğenmeyeceğim çünkü beklentilerim çok yüksek düşüncesiyle de korkarak okuyordum. Ama peşin peşin söyleyeyim, bu kitaba bayıldım! Beklentilerimi çok farklı şekillerde karşıladı ve hiç beğeneceğini düşünmediğim şeyleri bana beğendirdi. Ayrıca beklentimin aksine oldukça da akıcı!



Kitapla ilgili yanlış anlaşılan bir konuya dair uzun bir açıklama:

Yalnız bu kitapla, daha doğrusu bu kitap üzerine olan bir muhabbetle ilgili sizi uyarmam gerekiyor. Bir kitap yorumcusu bu kitabın yorum başlığına Asla Vazgeçme (Bir Harry Potter Hayran Kurgusu) benzeri bir şeyler yazmış. Umarım küçük bir şaka yapıyordur ve bu yanlış bilgiyi kendisini takip eden onca insana gerçekmiş gibi vermemiştir. Bu kitap bir hayran kurgusu değil ve böyle lanse etmek yazarın emeğine hakaret etmek değilse nedir bilmiyorum. 

Keşke bir kitabın 500 sayfasını okuduktan sonra sonunda yazan 1 sayfacık Yazarın Notu kısmını da okusalar. Yazar orada sihir dünyalarıyla ilgili kurguları ne kadar sevdiğinden ve 'ben bir sihir dünyası oluştursam nasıl olurdu' diye düşünmekten kendini alamadığından bahsediyor. Fangirl'de Cathy'nin yazdığı bölümlerden sonra (Bu arada orada da yine Simon ve Baz'ın olduğu hayali bir kitabın fan kurgusu yapılıyordu, Harry Potter'ın değil, bunu birçok kişi yanlış anlayabiliyor -ben dahil-) yazarımız Simon ve Baz'ı orada bırakamayacağını anlamış ve kendi kitaplarını hak ettiklerini düşünerek bu seriye başlamış, gerçekten harcadığı emekten bahsetmeye gerek bile duymuyorum. 

Evet, kitabın temeli Harry Potter'ı andırıyor, en iyi bildiğimiz Büyücülük Okulu hikayesi olduğu için direk o geliyor aklımıza. Fakat bir sürü Büyücülük Okulu kitabı, dizisi, çizgi filmleri zaten bu şekilde başlar: Normal hayatta birisinin büyücü olduğunu keşfetmesi veya okula çağrılması şeklinde. Mesela Winx Club'ı düşünün! Sonra gittikleri yerde yakın arkadaşlar ve düşmanlar edinirler, müdür veya müdire bunları çok sever vesaire vesaire... Bu temellerin benzemesi bana oldukça doğal geliyor ve bu kitap ilerleyen senaryosunda Harry Potter'dan zaten tamamen ayrılıyor bence. Bunların yanı sıra yazar bu konuda Harry Potter ve birçok diğer fantastik seriyi referans aldığını ve onlar üzerinde incelemek için zaman geçirdiğini ama bu kitabın bir Harry Potter hayran kurgusu olmadığını ve karakterlerin tamamen bağımsız, kendi hayatları olan karakterler olduğunu söylemiş. Doğru bilgilere ulaşmak için genellikle sadece Google kullanmak yeterli

Kitabın hayran kurgusuna benzediğinin söylenmesi bir eleştiridir ve bu bence kesinlikle sorun değil. Şu an kitabın gerçekten hayran kurgusu olduğunu öğrenseydim bile bakış açım hiç değişmezdi ve rahatsız olmazdım. Sonuçta okudum ve sevdim, ayrıca karakterler de kendine özgü geldi bana derdim. Beni asıl rahatsız eden şey, insanların seslendiği kitlelere araştırma bile yapmadan yalan yanlış bilgiler vermesi çünkü bu hatalı bilgiyi birkaç hafta önce ben görmüş olsam, hayal kırıklığına uğrar ve HP'nin hatırasına zarar vermemek için belki de asla okumazdım bu kitabı. 

Kitap Yorumum:

Gel gelelim kitap yorumuma (sizi çoktan yordum değil mi), kitabın başlarında Simon'ın sürekli Baz öcüsü bir karanlıktan fırlayıp beni öldürmek için pusuda bekliyor diye çığlık atan tavırları bana gözlerimi devirtmedi değil. Ayrıca kitabı okumadan önce HP'ye benzetenler olduğunu duyduğumdan sürekli benzerlikleri arıyordum ve aa bu da şuna benziyor bu da buna diye diye eğleniyordum. Kitabı bitirdiğimdeyse HP'ye dair neyi benzetiyorsam hepsini çoktan unutmuştum, o derece ayrı yönlere ilerledi kurgu. 

İlk başlarda Simon'a bolca göz devirsem de, oldukça akıcı ve eğlenceli gidiyordu kitap. Farklı kişilerin bakış açılarına yer verilmiş olması ilk defa bir kitapta bu kadar hoşuma gitti -normalde hikayeyi çok böldüğünü düşünürdüm-. Ama benim için asıl kitap -ve kitaba olan aşkım- Baz'ın gözünden yazılan kısımlara başlayınca başladı. Eh, tabii öyle olacak, sanki yazar ortaya Baz adında yakışıklı, zeki, çekici, karanlık bir karakter atıyor ve bir kenara çekilip hepimizin onun üzerine atlamamızı zevkle izliyor gibi, Baz, bu hikayenin parlayan yıldızı. 

Diğer yandan, kendi tercihlerim o yönde olmadığından dolayı, eşcinsel romantizmi üzerine yazılmış bir kitabı özel olarak beğeneceğime pek ihtimal vermemiştim. Kitaba aşık olduğumda kendimin de ne kadar şaşırdığımı tahmin edebilirsiniz. Sonuçta aşk aşktır ve bizi okurken kendine bu kadar bağlayan şey cinsiyetlerden ziyade duygu ve samimiyet sanırım. Nereden başlarsam başlayayım, sonuçta Simon ve Baz'a bayıldım ve bir önyargım daha kırılıp parçalara ayrılmış bulunuyor diyebilirim. 

Asla Vazgeçme, vampirler, kurt adamlar, asalaklar, vahşi otlar, denizkurtları, ejderhalar, sersemsepelekler, periler ve daha binbir türlü paranormal yaratıkların, büyünün, gücün, arkadaşlığın ve romantizmin iç içe olduğu ve eğlencenin ve şaşırtmacaların asla eksik olmadığı, oldukça çılgın bir gençlik romanı. Uzun zamandır zevk alamadığım young-adult türünü bana tekrar sevdirdi ve bu türdeki bütün romanların birbirine benzemediğini ispatladı.

(Agatha Wellbelove)

Bol görselli, biraz sinirli, biraz da heyecanlı bir yorumun sonuna geldik! Kitapla ilgili diyebileceğim daha çok şey olsa da, geri kalanını da sizin okuyup görmenizi ve benim düşüncelerimden etkilenmeden okuyabilmenizi istiyorum. Asla Vazgeçme rengârenk bir kitaptı ve ben sonunu da beğendim, ikinci kitapta ne anlatılacağını da çok merak ediyorum doğrusu, sanırım bu kitapta açığa çıkmayan bazı gizemlerle başlayacak ve hiç beklemediğimiz noktalara doğru ilerleyecek. Keşke Türkiye'ye bir an önce gelse de ilk kitabı unutmadan okuyabilsem :) Sizlerden bu kitabı okuyan, okumak isteyen var mı? Düşüncelerinizi mutlaka benimle paylaşın, hoşça kalın!


Diğer Rainbow Rowell yorumlarım:

Eleanor&Park (Destansı bir yorum, girmeden önce iki kez düşünün)

Yazar: Rainbow Rowell     Yayınevi: Pegasus    Çevirmen: Gizem Yeşildal    
Sayfa Sayısı: 496     GoodReads Puanı: 4,24

20 Nisan 2020 Pazartesi

Fareler ve İnsanlar - Kitap Yorumu (Yaşlanıyor muyum?)


Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small'un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi; 

"En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider..."


Herkese merhaba! Şu an resmen kafayı yiyorum, hafızama hiç mi hiç güvenim kalmadı, çok şaşkınım! Bu kitaba olan yorumumu her yerde haykırdığımı sanıyordum ve buna dair anılarım olduğuna yemin bile edebilirim ama bir de ne göreyim! HİÇBİR YERDE kitaba dair hiçbir yorum yazmamışım, GoodReads'te veya Instagram'da bile. Şaşırıyorum çünkü bir kitabın yorumunu bloga hemen giremiyorsam en azından daha sonra gireceğim zaman düşüncelerimi hatırlamak için GoodReads'te oylama yaparken oraya yorumumu özetle de olsa yazarım veya Instagram'da kitaba dair paylaşım yaparken. Ama hepsinde kitapla ilgili paylaşım yapmış olmama rağmen 1 cümle yorum yazmamışım! O zaman sahip olduğum bu yalancı hatıralar da neyin nesi ve en kötüsü: Yaşlanıyor muyum?

Benim hakkımda konuştuğumuz yeter, şimdi bu değerli kitaptan bahsedeyim biraz. Fareler ve İnsanlar, belki de birçoğunuzun çocukken okuduğu -benim okumadığım- tarihi kurgu sayılabilecek bir çocuk klasiği. Çocuk klasiği dedim ama çocuklara nasıl okutuyorlar bu kitabı anlamadım gerçekten, nitekim Şeker Portakalı'nda da aynı şoku yaşamıştım. Çabuk büyüyüp hayatın ne kadar nahoş yönlerinin olabileceğini anlasınlar hemen mi istiyoruz? Doğruya doğru, ne çocuğum olsa çocuğuma, ne de küçük kardeşlerime okuturum bu kitabı. Verin gençler okusun, onlar görsün dünyanın kaç bucak olduğunu da şu umursamaz tavırları belki azıcık olsun yumuşar, insanlara karşı daha duyarlı olmayı öğrenirler.

Bu ufak şaşkınlığı bir atlattıktan sonra kitap hakkında 'gerçekten' ne düşündüğüme geçelim. O kadar etkilendim ki... Hiçbir fikrim yoktu ve hiç beklemiyordum bu kitaptan etkilenmeyi, bana neyin çarptığını anlayamadım desek yeridir. Beklenmedik bir duygu seli, harika bir samimiyet ve burukça gülümseten bir arkadaşlık öyküsü... Sanırım bu kitabı böyle özetlerim. Spoiler vermek istemiyorum bu yazıda, sadece kitabın -okumayanlar için- düşündüğünüzden çok daha iyi olabileceğinden bahsetmek istedim. İlgi alanınıza girmesinin ihtimali bile varsa okuma listelerinizde üste çıkarmanızı tavsiye ederim. Bana kalırsa bu kitap kaç yaşında olduğunuz önemli olmaksızın, ölmeden önce okumanız gereken kitaplardan birisi.


İlk başlarda çocuk kitabı okur gibi bir deneyim verdiği doğru, hadi nereye varacaksa varsın artık işim gücüm var, gibi bir edayla okuyordum, ta ki varacağı yeri görene kadar. Bu arada oldukça akıcı ve kendini okutan bir kitap yani, yanlış anlaşılma olmasın. Mesela ben Küçük Prens'i okurken biraz sıkılmıştım -yalan yok- ama bu kitapta olay örgüsü daha akıcı bir şekilde ilerliyor ve karakterler de ilgi çekici bana kalırsa. 
Kitapta yükselen bir gerilim hissi size 'bela geliyor' sinyalleri vermeye başlıyor bile ve ben okurken de zevk aldığımı belirtmeliyim. Okuma sürecinde 'iyi gidiyor 4 puan civarında' diye düşünürken bitirince tabii ki tereddütsüz tam puan vereceğim kesindi.

Bu kadar beklenmedik şekilde hoşuma giden bir kitabın yorumunu paylaşmamış olmam da beni çok şaşırttı çünkü şu an bile yazarken kitabı düşününce heyecan yapıyorum. İlk bitirdiğimde yanıp kül oluyordum heyecandan ve bu kitabı okuyun diye çığlık atmak istiyordum. Attım sanmıştım, ne yazık! Bu arada, en kısa zamanda John Steinbeck'ten başka kitaplar da okumak istiyorum, dolayısıyla önerisi olanlar lütfen benimle paylaşsın :)

Ne kadar da uzattım lafı! Ama bence bu gecikmiş yorum için değerdi. Umarım hepiniz ve yakınlarınız sağlıklısınızdır! Benimle yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın, bu zor günleri daha çabuk atlatabilmemiz için lütfen evde kalın, hoşça kalın!


“Bizim gibilerin ailesi yoktur. Biraz paraları olduğunda hemen harcayıp bitirirler. Onları düşünen tek bir kişi bile yoktur bu dünyada...”
“Ama biz öyle değiliz,” diye sevinçle bağırdı Lennie. “Şimdi bizi anlatsana.”
George bir an sustu. “Ama biz öyle değiliz,” dedi sonra.
“Çünkü...”
“Çünkü sen varsın benim yanımda ve...”
“Ben varım senin yanında. Biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var bu dünyada,” diye bağırdı Lennie zafer kazanmış gibi, sevinçten yerinde duramayarak.


Yazar: John Steinbeck    Yayınevi: Sel Yayıncılık     Sayfa Sayısı: 126
Çevirmen: Ayşe Ece    GoodReads Puanı: 3,87

Kitap Alışverişi #26 - Karantina Günlerinde Alışveriş


Not: Öncelikle Youtube çakması başlığımdan buraya gelenlerden hem özür diliyorum hem de o başlığa rağmen geldiğiniz için teşekkür ediyorum :D

Herkese kocaman merhabalar! Çok uzun zamandır blogda alışveriş paylaşmamıştım. Nedense alışveriş postlarımı hep Instagram'a saklamışım (@noraninkitapligi_blog)... Her neyse, bu sefer sizinle karantina günlerinde bir çılgınlık (!) yapıp sipariş ettiğim kitapları paylaşacağım. Yine bir ikinci el mağazasından (@kitapsorkitabevi), Instagram üzerinden verdim siparişi, bu aralar bunlara taktım galiba biraz ama elimde değil! Fiyatlar çok uygun ve kitaplar çoğunlukla en az hasar seviyesinde oluyorlar.

Kargo: Kitaplar bana PTT ile geldi ve normalde 3₺ civarında tutması gerekirken 10₺ tuttu ve buna biraz şaşırdım. Dolayısıyla bu aralar bağımsız mağazalardan kitap siparişi verecek olursanız yüksek kargo ücreti olabileceğini göz önünde bulundurun ve ona göre hesaplamalarınızı yapın, karantina sebebiyle mi, neden bilmiyorum fakat kitap kampanyası artık geçerli değil sanırım. 

Normalde çok istediğim kitapları sahaflardan ziyade sıfır olarak almayı tercih ederim fakat içten içe istediğim ama önceliğim olamayacak, muhtemelen asla sıra gelmeyecek kitapları sahaflarda uygun fiyatlara görünce "bu benim için bir fırsat," diye düşünüyor -ve hemen kapıyorum.

Öyleyse, hadi kitapları incelemeye geçelim!

1. Sınırsız Güç


Bu kitap diğer kişiler üzerindeki gücünüzle ilgili değildir. Evet, yaşamda istediğiniz herhangi bir şeyi yapabilir, başarabilir ve elde edebilirsiniz. Zihinsel gücün sihiri konusunun en büyük ustası olan Robbins, bu sayfalarda kendi kendinizi nasıl kullanacağınızı göstermektedir. O, hırsla ve incelikleriyle; ne isterseniz olabileceğinizi, ne yapabileceğinizi ve ne yapamayacağınızı zihninizin durumunun belirlediğini, tüm başarılı sonuçların modellenebileceğini ve aynen tekrarlanabileceğni göstermektedir. Size; dakikalarla ifade edilen sürelerde zihninizin korkuları yok etmek için nasıl yeniden programlanacağını, vücudunuzun çok sağlıklı ve enerjili olması için hangi yakıtların kullanılacağını, diğer kişilerle olan ilişkilerinizi nasıl geliştireceğinizi, nasıl ikna edici bir iletişimci olunacağnı ve karşılaştığınız herhangi bir kişiyle ahengin anında nasıl sağlanacağını, diğer kişilerin başarılarını kendiniz için tekrar nasıl modelleyeceğinizi, zenginlik ve mutluluğun beş anahtarını, Asıl Başarı için nasıl ustalaşılacağını açıkladıkça; coşkusu salgın hastalık gibi herkese bulaşmaktadır. Robbins onu kişisel başarının yeni bilimi olarak adlandırmaktadır. Siz de onu hayatınızda karşılaştığnız en iyi şey olarak adlandıracaksınız.


İlk kitabım bir kişisel gelişim kitabı, başarıya ulaşma rehberi: Sınırsız Güç! Bu kitap ile kişiliğine şaşkınlıkla karışık hayran olduğum Ceyda Kasabalı'nın önerileri arasında da olmak üzere birkaç yerde karşılaştım ve yöntemlerin çok güçlü olduğunu duydum. Kişisel gelişim kitaplarına inanmamak gibi bir huyum var... Ama çoğu gelişme inanmakla başlar ve ben de bir şans vermeden yargılamanın yanlış olacağına karar verdim... Bu kitap bundan sonra uzunca bir süre yanımda olacak ve her gün azar azar okumayı hedefliyorum, 1 haftada bitirmek gibi bir düşüncem yok. Aslına bakarsanız bu kitap ben oldukça heyecanlanıyor çünkü karantina sağ olsun bu aralar kişiliğim ve vücudum üzerine çalışmalar yapmaya çalışıyorum ve bu kitap da harika bir yol gösterici olacak, umuyorum ki..

Aslında kendisi almak için aradığım bir kitaptı fakat fiyatlarını görünce "muhtemelen okumayacağım bir kitaba bu parayı vermek istemem" diye düşündüm. Sonuçta almak istediğim dünya kadar kitap var ve okuyacaklarıma yatırım yapmak isterim. Sonra ikinci el mağazasında siparişimi vermek üzereyken bunu da gördüm -çok şaşırdım- ve son bir kez internette hakkında araştırma yaptım çünkü bu kadar tesadüfün fazla olduğunu düşündüm, bu kitabı almak kaderimde vardı sanırım :) Kitap hakkında okuduklarım beni heyecanlandırdı ve ikinci kez düşünmeden siparişini verdim. O günden beri çok hevesliyim bu kitap için!

Fiyat: 17

2. Kraliçe


GERÇEK HARİKALAR DİYARI’NA HOŞ GELDİNİZ

Harikalar Diyarı’nda kimse göründüğü gibi değildir… Alyssa bile.

Alyssa Gardner bitkilerin ve böceklerin düşüncelerini duymaktadır. Bu yeteneğini herkesten saklasa da kaderinin farkındadır; annesi gibi hastaneye kapatılma ihtimali vardır. Büyük-büyük-büyük-büyükannesi Alice Liddell garip rüyalarını Lewis Carroll’a anlatıp Alice Harikalar Diyarında’nın ilham kaynağı olduğundan bu yana ailesinde buna benzer akıl hastalıkları baş göstermiştir.

Annesinin durumu kötüleşince Alyssa inanamadıklarının aslında korkunç bir gerçekliğe dayandığını öğrenir: Gerçek Harikalar Diyarı, Lewis Carroll’ın anlattığından daha karanlık ve tehlikeli bir yerdir. Üstelik Alyssa oraya gidip bazı testlerden geçmelidir: Alice’in gözyaşı okyanusunu kurutmak, çay partisinde uyuyanları uyandırmak ve korkunç Cangaver’i sakinleştirmek gibi. Bu maceraya gerçek dünyada âşık olduğu Jeb’i de katar fakat zamanla, güvendiği Jeb ile Harikalar Diyarı’ndaki büyüleyici ve tekinsiz rehberi Morpheus arasında kalacaktır.


Bu kitabı aldığım için kimse beni suçlayamaz (Bu da nereden çıktı, önce yarım kalmış serilerini bitir sözlerini de kabul etmiyorum). Şu kapağa bakın, renklere, eğlenceye! Türkiye'ye gelmeden yıllar önce GoodReads üzerinden aşık olmuştum bu kitaba ve Türkiye'ye geldiğini görünce hem çok sevinmiş hem de çok üzülmüştüm. Biliyorsunuz ki bir süre önce kendime yeni seri kitabı alma yasağı koydum (ve milyon kez çiğnedim ama her seferinde vicdanımla savaşmak çok zordu) ve biliyordum ki alıp okumam gereken milyon kitap varken bu güzelliğe asla sıra gelmeyecekti. Belki hâlâ gelmeyecek, ta ki serinin tüm kitaplarını alana kadar. Tüm kitapları dediysek de zaten 2 kitaplık bir seri, yani Şapkacı da kütüphaneme girdi mi, bu seriyi affetmeyeceğim :D

Bu arada "Bu aşk ne anlamadım," diye düşüneniniz varsa, sadece kapağından değil, ben aynı zamanda über bir Alice Harikalar Diyarında hayranıyım ve bundan da ayrı olarak retelling'leri okumaya bayılıyorum. Bir temel hikayeden ne çeşit varyasyonlar çıkabileceğini görmek muazzam geliyor bana. Bu yüzden bu kitap içimde kelebekler uçuşturuyor!

Fiyat: 16

3. Kazananın Laneti


İstediğin şeyi kazanmak, sevdiğin her şeye mal olabilir.

On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.


İki yıldır her kitap fuarında Pegasus standının önünden geçen arkadaşlarım beni zorla uzaklaştırana kadar bu kitabı ne kadar çok istediğimden bahsedip duruyorum. Yalan değil, umutsuz bir kapak hastasıyım. Ve bu kitabın kapağına, renklerine bayılıyorum! Tabii bir de Pegasus'un ciltli kitap kalitesi faktörü de var... Ne kadar sığ düşünüyorum değil mi :D Malesef yapacak HİÇbir şey yok millet, bu kız güzel kapak hastası. Okuyacağım klasikleri seçerken bile kitaplarına bakarak seçmekten kendimi alamıyorum. Bazı insanlar için görsellik önemlidir işte, ben de onlardan biriyim, ne yapalım... Hem zaten bu kitabı Türkiye'ye gelmeden önce yabancı bloglarda görmüş ve ne kadar beğenildiğini okumuştum, bence oradan da bilinçaltıma yerleşmiş olabilir... 

Ne zaman okurum bu kitabı derseniz, yine seriyi tamamlayınca demek istiyorum. Bir kitabı bitirip 2 yıl sonra ikincisini alıp başlamaya çalışmak beni deli ediyor... Bu arada bu ciltli güzelliği ne kadar uyguna aldığıma inanamayacaksınız :)

Fiyat: 12

Kitaplarım bu kadar! Okunacak bu kadar çok kitabım varken daha fazla sipariş vermemeye çalışıyorum ama kitap siteleri deli gibi indirim yaparken bu gerçekten ÇOK zor! Siz bu aralar kitap alışverişi yapıyor musunuz? Neler aldınız, nereden aldınız, benimle mutlaka paylaşın! Hoşça kalın! ^,^

15 Nisan 2020 Çarşamba

Karantina Sürecinde Okuyabileceğiniz 5 Kitap - #EvdeKalTürkiye #BeraberOkuyalım


Herkese merhaba, bugün farklı bir paylaşımla karşınızdayım! Yoğun bir sınav döneminde olduğumdan dolayı kitap okuyamıyor, yorum paylaşamıyorum. Ee madem öyle, blogu da boş bırakmamak gerek dedim ve bugün size karantina sürecinde okumayı hedeflediğim ve sizin de okuyabileceğinizi düşündüğüm, farklı kitlelere hitap edebilecek 5 kitap önerisinde bulunmaya karar verdim! Bu kitaplardan okuduğunuz varsa mutlaka düşüncelerinizi bizimle paylaşın! Haydi başlayalım!



1. Psikiyatrist -  Wulf Dorn


Kimseye inanma
Kendine bile güvenme
Gerçeği arama
Gerçek seni bulacak
O Geldiğinde Beni Koruyacağına Söz Ver!

Şiddet mağduru bir kadın hasta, psikiyatrist Ellen Roth'un kabusu haline gelir: Kara Adam tarafından izlendiğini iddia eden hasta, gizemli biçimde, iz bırakmadan ortadan kaybolur. Şimdi kendi hayatını da hastasınınkini de tehlikeye atan korkunç bir oyunun ortasındaki Dr. Ellen Roth için hiç kimseye güvenemediği umutsuz bir savaş başlamıştır. Şeytani bir yapbozun parçalarını bir araya getirmeye çalışmaktan başka çaresi kalmayan genç psikiyatrist, korku, şiddet ve paranoyadan oluşan bu labirentte çıkış yolunu bulabilecek midir?


Psikiyatrist, uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü denk getiremediğim kitaplardan birisi. Yoğun zamanlarımda yoğun kitaplar okumak istemediğim için elim gitmemişti ama hep aklımda bu kitap. Suç-gizem-gerilim türlerinde oldukça akıcı ve kaliteli olduğu söyleniyor, hatta bir başyapıt olduğunu düşünenler bile var. Eh, beklentiler biraz yükseldi ama asıl iyi kitap, yüksek beklentiyi karşılayabilen olmalı zaten. Psikiyatrist, çok geniş bir kitleye hitap edebilecek bir kitap - tahminimce 13+ yaş- ve bu tür kitapları seviyorsanız, hatta özel olarak bir sevginiz yoksa bile bir şans verebileceğiniz kitaplardan birisi. En azından ben kesinlikle vereceğim! 

Yayınevi: Pegasus

2. Artemis - Andy Weir


Jazz Bashara hiçbir zaman kahramanlık peşinde koşmamıştı. Tek isteği zengin olmaktı.

Artemis… Ay’daki tek şehir. Eğer çok zengin değilsen ya da bir turist olarak ziyaret etmiyorsan Ay ve Artemis, tabiri caizse “zalim bir sevgilidir”. Haliyle hayatta kalmak için ufak tefek kaçakçılıklar yapmak pek de beklenmedik bir şey değil. Özellikle de çok borcun varsa ve alın terin bu borçları kapamaya yetmiyorsa.


Artemis'in kazandığı ödüllere şöyle bir göz atalım:


Bu kadar çok ödül kazanmasının bir çekiciliği var, yalan değil, bir diğer yandan da Marslı'nın yazarından bir eser olması da kitabın reklamında büyük rol oynadı. Ne yalan söyleyim, benim de kitabı alma sebeplerim bunlardı. Malum, Marslı çıktığı zamanlarda çok ses getiren, çok sevilen bir kitap oldu (okumadım), hatta filmi bile çıktı (hâlâ izlemedim ama eminim kitabı daha güzeldir :)).
Artemis, biraz Marslı'nın gölgesinde kaldı, ben de nedense sahip çıkma isteğiyle doldum ve Artemis'i Marslı'dan önce okumaya karar verdim. Ayrıca konusu da gerçekten çok ilgi çekici! Andy Weir'ın dilinin akıcı ve oldukça eğlenceli olduğunu duymuştum, dolayısıyla bu kitaba güvenim tam. Bilim-kurgu severler, ya da direk ayrım yapmadan her güzel romanı okurum diyenler, bu kitaba bir şans verelim mi? Harika yazarlardan çok güzel yorumlar alan Artemis hakkında, bakalım biz ne düşüneceğiz?

Yayınevi: İthaki

3. Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım


Bu kitap, bir tutkunun, bir aşkın öyküsü. Öyle bir aşk ki, bir kadınla bir erkek arasındaki tutkunun, giderek bir sonsuzluk tutkusuna dönüştüğünü görüyoruz. Paulo Coelho, gerçekle gerçeküstünü, ülkesinin mitolojisinden yararlanarak bütünleştirebilen ilginç bir yazar; bu romanında, dünyanın gizlerini içinde taşıyan bir aşkın öyküsünü dile getiriyor. 


"Ben romanın edebi olanını severim", diyenler aramızda mı? Sizi de unutmadım! Coelho severlerin yakından tanıdığı Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım kitabı, aslında bir üçlemenin ilk kitabı! "Ne üçlemesi, Coelho'nun serisi mi varmış?" diye düşünenler, o kadar haklısınız ki! Ben de bu bilgiyi Şeytan ve Genç Kadın kitabının yazarın notu köşesinden edindim ve oldukça şaşırdım çünkü başlamak istediğim kitap aslında bir üçlemenin son kitabıymış! Beni asıl şaşırtan ise serinin ikinci kitabıydı, Coelho'nun en çok okumak istediğim kitabı: Veronika Ölmek İstiyor! Evet, bu şekilde, bu üç kitabın aslında bir seri olduğunu öğrendim ve işte o an biliyordum ki, bir seriyi asla karışık bir sırayla okuyamazdım. Ve sonunda, işte buradayız! Serinin ilk kitabı olan Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, okunmayı bekliyor.

Bu kitap genelde romantizm üzerinde durduğundan, kadın okurların daha çok ilgisini çekiyor. Fakat kim bilir, bir şans verirlerse, belki erkek okurlarımız da beğenebilir! :) İşin aslı, kitapta bir miktar inanç konularının da yer aldığını biliyorum -biraz da felsefe- ve kitapta sıkça geçen dinsel ögelerin beni sıkıp sıkmayacağından emin değilim. Bu kitabın içeriği hakkında okuduklarım bana daha önce okuduğum Pastoral Senfoni'yi hatırlatıyor ve benzer bir deneyim yaşamaktan biraz çekiniyorum doğrusu. Fakat ön yargısız başlayacağım ve bakalım sonuç ne olacak!

Yayınevi: Can 

4. Çavdar Tarlasında Çocuklar


"Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, söz gelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield'ın masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger'ın.


"Benim okuduğum roman bana bir şeyler katmalı, hem edebi hem de etkileyici olmalı," diyorsanız, bu öneri sizin için! Çavdar Tarlasında Çocuklar, en yakın arkadaşımın en sevdiği kitap, bunun yanı sıra birçok kişinin de ilk önerilerinde yer alıyor. Eh, sözün özü, bu kitabı bir an önce okumam artık farz oldu! Doğruyu söylemek gerekirse, karantina sürecinde okuyacağım kitaplardan en merakla beklediğim kitap da bu... Bu arada yazarı da çok ilgi çekici bir kişilik, bu tarz konulara ilgi duyanların araştırmasını tavsiye ederim. Bu kitaptan çok bahsetmeyeceğim, bence en iyisi okuyup görelim!

Meraklısına Ödüller ve Adaylıklar:

Yayınevi: Yapı Kredi

5. Asla Vazgeçme


SIMON SNOW, ŞİMDİYE KADAR SEÇİLMİŞ EN KÖTÜ SEÇİLMİŞ KİŞİ!

Simon sadece eğlenmek ve Watford Sihirbazlık Okulu'ndaki son senesinin keyfini çıkarmak istemesine rağmen kimse ona rahat vermemektedir. Kız arkadaşı onu terk eder, en yakın arkadaşı yakasından düşmez, akıl hocasıysa onu güvende olabileceği bir dağa yollamak niyetindedir. Simon, oda arkadaşı ve çok uzun zamandır başdüşmanı olan Baz'ın ortalıkta görünmemesinin keyfini bile süremez çünkü yine hangi kötülüğün peşinde olduğunu düşünmekten kendini alamamaktadır. Ayrıca ortalığı hayaletler basmıştır. Ve vampirler. Simon'ı yok etmeye çalışan gerçek kötü yaratıklar. Gelmiş geçmiş en güçlü büyücü de olsanız bir an bile rahatlayıp hayatın tadını çıkaramazsınız.

Bir hayalet hikâyesi, aşk masalı ve polisiye roman olan Asla Vazgeçme'de bir Rainbow Rowell öyküsünden bekleyebileceğiniz kadar çok öpüşme ve konuşma var... ama hepsinden çok da canavarlar.


"Eeeeh! Azıcık tatil yapıyoruz şurada, edebiyatmış felsefeymiş zamanı mı şimdi! Bana şöyle eğlenceli, çerezlik bir roman ver ki yalayıp yutayım," diyenleri de unutmadım tabii ki! Hepimizin şöyle arada bir mola verip gülüp eğlenmeye ihtiyacı oluyor. Bu günlerim için de değişik bir kitap seçtim ben: Asla Vazgeçme. Fangirl okuyanların çoktan aşina olduğu bu kitap, genç-yetişkin türünde biraz romantizm, biraz LGBT türünde, düşündürmeden güldüren, bazen de sadece gülümseten... aa ne diyorum ben ya, okumadım bile kitabı! Arkadaşlar ben Rainbow Rowell'a bayılıyorum, dolayısıyla bu kitabı seveceğimden şüphem yok. Ama herkese göre olmayabilir, onu da belirteyim yani. 35 yaşındaki adam gelip de bana ne biçim kitap önermişsin demesin, bir kere genç-yetişkin kitabı bu, ayrıca homofobikler de şöyle iki adım uzaklaşsın, büyük harflerle yazdık, size göre değil bu kitap. Bu tarz kitaplara alışık olmayan okurlarıma sesleniyorum, önce bir tanıtımını okuyun, ben bu kitabı severim ya! diye düşünürseniz alın, okuyun. Sonrasında seversiniz, sevmezsiniz bilemem -düşüncelerinizi de benimle mutlaka paylaşın- ben bile okumadım daha zaten. Ama ben konusunu okudukça bile kıkır kıkır gülüyorum. Fangirl'ü bir süre sonra sırf Simon-Baz sahneleri için okuyordum bile denebilir. Harry Potter havalarında başlayabilir kitap ama hemen yüzünüz düşmesin çünkü apayrı bir dünyaya dönecek, bundan emin olabilirsiniz. Yok mu bir hep beraber Simon-Baz okumamız! (Hayal kırıklığına uğrarsam çok sarsılırım gerçekten, çok hazırım ben bu kitabı beğenmeye!) Bu arada ufak bir uyarı, bu kitap bir serinin ilk kitabı! :)

Adaylıklar ve Ödüller:


Yayınevi: Pegasus

Sayılacak daha o kadar çok kitap var ki! Bunları seçerken çok zorlandım... Umarım aralarında bir tane de olsa zevkinize uygun kitap çıkar. Zor günler geçiriyoruz, bu bir gerçek fakat hazır tüm gün evdeyken kendinize biraz kaliteli zaman ayırabilir, spor yapabilir, kitap okuyabilir ve değişik etkinlikler yapabilirsiniz. Ben bu süreçte kitap okuma ve çalışmalarımın yanı sıra yogaya, sulu boya ve çizim yapmaya daha çok zaman ayırmaya başladım, öğünlerimi düzene koydum ve neredeyse her şey oldukça güzel ilerliyor, huzurlu ve zinde geçirebiliyorum günlerimi. Kitap okumamızın avantajları ise fiziksel olarak evden çıkamıyor olsak da zihnimizde bambaşka dünyalara, ülkelere, şehirlere ve hatta gezegenlere yelken açıyoruz. Kurgu bile olsa değişik insanlarla, karakterlerle tanışıyoruz; farklı düşüncelere, felsefelere açıyoruz zihnimizi. Bir yerde, kendimizi manevi olarak zenginleştiriyoruz diyebiliriz. Bu süreçte hepinize güç ve mutluluk diliyorum, siz neler okuyor, neler okumayı hedefliyor, neler izliyor ve hangi etkinliklerle zaman geçiriyorsunuz benimle paylaşmayı unutmayın, sağlıcakla kalın!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...