23 Mayıs 2020 Cumartesi

Sonsuz (Paranormalcy #3) - Kitap Yorumu


Evie'nin paranormal geçmişi bir türlü peşini bırakmıyor, Uluslararası Paranormal Tecrit Ajansı'nın yeni başkanı
onu yine merkeze çağırıyor.

Kara Kraliçe korkunç krallığında insanlara işkence ediyor.
Doğaüstü yaratıklar tehlikeli ve gizemli kaderlerinden,
onları koruyacak bir kurtarıcı arıyorlar.

Tüm varlıkların geleceği Evie'nin ellerinde.

Paranormal dünya için zaman azalıyor.



Herkese merhaba, nasılsınız? Sonunda bir seriye daha elveda dedim. Sırf şu kitabı okumak için seriyi baştan okumak zorunda kaldığıma inanamıyorum. Bu yaşta okunacak seri değilmiş, işin aslı ama bu konulardan daha az önce yazdığım genel seri yorumumda bahsettim. Dolayısıyla eğer bu seriyi henüz okumadıysanız, bunun yerine o postu okumanızı tavsiye ederim.

Sonsuz, serinin son kitabı olarak, aynı zamanda en iyi kitabıydı diyebilirim. Zaten önceki kitaplarda sürekli bu kitap için zemin hazırlanıyor, çözülemeyen gizemler çıkıp duruyordu ve bu kitapta her şeyin açıklığa kavuşması ve problem olabilecek her şeyin neredeyse hiçbir kayıp verilmeden çözülmesi hem kitabın biraz daha dolu dolu geçmesine yardımcı oldu hem de bir olay ardına diğerinin çözülmesi içimizin yağlarını eritti doğrusu.

Bu kitapta Jack de Reth de sempatik gösterilmeye çalışırken batırılmış karakterler olmuş bence. Reth bir peri sonuçta ve bu kitaptaki bazı konuşmaları, Evie'ye olan saçmaüstü ilgisi falan sırf işleri çözebilmek için gidilmiş kolay yol gibiydi. Adam milyon yaşında ve insan değil, ergen bir oğlan çocuğu gibi konuşması komikten öteye gitmedi bende doğrusu. Jack de zaten şebeklik yapıp kitaba neşe katsın, sempati toplasın istenilmiş ama bu sırada çok acemice yazılmış saçma sapan konuşan gereksiz bir karakteri ortaya çıkmış bence. Bu ikisinin repliklerindeki acemilikler beni çok soğuttu bu kitaptan doğrusu.

Aslında bütün bunların dışında bir de peri dünyası faktörü var. Bu kitapta o bir türlü çözümleyemediğimiz ve yaklaşamadığımız peri dünyası ana konu haline gelerek çok daha ayrıntılı işleniyordu ve peri mitolojilerine bayılan biri olarak farklı bir versiyonunu da burada görmek hoşuma gitti doğrusu. Yine de yazar bu konuları işlerken aslında oldukça ince bir çizgi üzerinde yürümüş ve tam kurtardı diye düşünürken bazı çelişkiler fark ettim, biraz daha dikkatli olmalıydı bu konuda. Bu çelişkilerden bir yandan bahsetmek istesem de diğer yandan fark etmeyen veya fark etmeyecek olanların okuma deneyimini bozmamak adına bahsetmemeye karar verdim. Kısaca perilerin isimli komutlarından bahsediyorum, yanlış kelimeler kullandığında ne kadar tehlikeli olabileceğini biliyoruz ve bence çok fazla yanlış kullanımlar oldu.

Çok da abartmak istemiyorum çünkü o kadar da sevmedim bu kitabı. Hatta seriden sıkıldığım için bir süre elimde süründü ama neyse ki biraz daha akıcı olduğu için elime alınca kolayca bitti. Sonu benim de biraz içimi burktu, çok da spoiler vermek istemediğimden burada yazmayacağım. Ama olabilecek en temiz sonu en kolay yoldan yazmış işte yazar. Hiçbir risk almamış. O yüzden çok da etkileyici olmadı. Meh!

Seriyi bitirme sevincimle beraber bu yorumu da bitiriyorum. Yorumlarınızı bekliyorum, daha güzel serilerde buluşmak üzere, hoşça kalın!


Serinin kitapları:

Yazar: Kiersten White     Yayınevi: DEX    Çevirmen: Barış Emre Alkım    
Sayfa Sayısı: 312     GoodReads Puanı: 3,98

Paranormal Serisi Genel Yorum (Spoiler İçermez)


Herkese merhaba! İlk iki kitabını okumamın üzerinden 7-8 yıl geçmiş olduğundan dolayı 3. kitabı okumak adına baştan tekrar okuduğum Paranormal serisi ile karşınızdayım!

Yorumuma geçmeden önce belirtmek istiyorum ki, bence bu seriye YA yani genç-yetişkin gözüyle bakmak bütün genç-yetişkin kitaplarına haksızlık olur. Ve ben bu seriyi bir genç-yetişkin serisi gibi eleştirirsem çok gömerim diye korktuğumdan dolayı çocuk kitabıymış gibi eleştireceğim. İşin aslı, gerçekten de genç-yetişkin gibi gösterilmeye zorlanmış bir çocuk serisi okumuş gibi hissediyorum. Gerçi ne genç-yetişkin ne de çocuk kitabı olarak türünün en iyilerinden olamaz bu seri.

Bu serinin bende yeri bir ayrıdır, çünkü yıllar yıllar önce DEX'ten okuduğum ilk serilerden biriydi. O zamanlar daha liseye yeni başlamış olmama rağmen çocukça gelmişti ama bir yandan da kendine özgü, orijinal tarafları var diye sevmiştim ilk kitabını. Yıllar sonra bu günlerde okuduğumda ise bitirmekte zorlandım ve biraz bayat geldi. Neyse, benim yaşım geçmiş biraz diyerek ikiye geçtim fakat ikinci kitabın sıkıcılığı ve gereksizliği beni benden aldı. Yıllar önceki yorumumda ne dediğimi hatırlamıyorum fakat düşük verdiğimi biliyorum, çok da haklıymışım. Serinin bir sonraki kitabına hazırlık olsun diye bir kitap yazılması beni çok irite ediyor, kitap incecik olmasına rağmen oku oku bitmedi sanki. 


Bu serideki kitapların ortak özelliği şu olmalı: Kitap boyunca büyük olaya hazırlanılıyor, sonra son 1-2 sayfada büyük olay olup bitiyor. Sanki polisiye okuyoruz da son sayfada katil bulunuyor. Bu nedir ya? Başrol çok küçük ve şımarık bir kız olmasına rağmen dünyaLARı kurtarma görevine tek başına sahip olması mıdır benim bu kadar sinirimi bozan, yoksa kitaptaki saçma sapan tutarsızlıklar mıdır bilmiyorum.

Resmen içimde bir savaş var. Yılların verdiği nostalji duygusu "koru kolla bu seriyi" diyor, bugün baştan okumuş ve zaman kaybetmiş tarafım ise "gününü göster ona" diyor. Şimdi, su götürmez bir gerçek var ki ortaokul sonları, lise başlarında okunsa çok daha iyi gelebilecek bir seri bu. Her yaşa hitap edebilen genç-yetişkin kitaplarından olmadığı ortada ve bundan dolayı bu yaşımda okuyunca bana saçmalıklar silsilesi, basit ve kalitesiz gelmesi normal olabilir (oh, ne gömdüm ama içim rahatladı doğrusu).


Bu arada ilk iki kitaptan bahsettim, biraz da son kitaptan bahsedeyim. Belki de ilk kitaptan bile daha iyiydi aslında, sonuçta tüm seri boyunca bu kitap için bir sürü gizem birikti ve bu kitapta her şey birer birer çözüldü. Hem daha dolu hem de daha akıcıydı diğer kitaplara göre bu yüzden. İkinci kitabın sıkıcılığından sonra hem biraz iyi geldi, hem de seriden iyice sıkıldığımı fark ettirdi. İyi ki üçlemeden uzun yapmamışlar, tek kitap da olsa yeterdi benim nazarımda zaten.

İşte böyle, doldum ben biraz bu seriye. Çünkü vadettiğini veremeyen bir seri olduğunu düşünüyorum. Young-adult adı altında insanı kaç yaşında olursa olsun ne kadar etkileyebilen seriler var değil mi? İşte bu seri onlardan değil. Tamam çok etkileyici olmasa da inanılmaz sürükleyici ve eğlenceli çerez seriler var bu türde. Ama bu seri onlardan da değil. Tam değişik bir kurgu kurmuş derken bayat karakterler çocukça muhabbetler, basit gelişen olaylar vs. beklentiye sokup sokup hayal kırıklığına uğratan bir seri oldu benim için. Zaten daha küçükken okuduğumda da çok bayılmamışım seriye bence ( eski yorumumda ilk cümlem bu kitaba bayıldım değildir umarım :D). Bu seriye kötü yorum yaptığım için bir tarafım bir hayli üzgün. Ama olması gerek buydu diyor, okuyanlardan ve okumak isteyenlerden yorum bekliyorum. Hoşça kalın, sağlıcakla kalın!


Seri kitaplarına yorumlarım:

Bu seriye puanım:


13 Mayıs 2020 Çarşamba

Kitap Alışverişi #27 - Ertelediğim Ne Varsa!


Herkese kocaman merhabalar! Nasılsınız? Umarım keyifler yerindedir. Doğruyu söylemek gerekirse, bu postu yazarken benim keyfim çok yerinde! Ben, böyle listemde yukarılara bir türlü çıkamamış kitapları zamansız yerlerde kaçırılmayacak fırsatlarda bulup aldığımda inanılmaz seviniyorum, hatta listemde en üst sıradaki kitapları aldığımdan daha çok bile diyebilirim. Eh, onları eninde sonunda yapacağım ilk alışverişte alacağım zaten ama bu altta kalmış, bir türlü alınamayan kitaplar... İşte onlar hep aklımın bir yerlerinde, gece kulağınıza gelen sivrisinek sesleri gibi beni rahatsız ediyorlar! Takdir edersiniz ki, yakın zamanda almayı düşünmediğim bir kitap sürüsünü indirimde görünce kaçırmadım ben de :)

İndirim derken, aslında ben geçen seferki alışverişimde keşfettiğim, bir ikinci el kitap mağazası olan Kitapşör Kitabevi'nden Instagram üzerinden yaptım bu alışverişi. PTT kargoyla, 1 kiloyu geçen kitap kargolarında uygulanan %50 indirimle 12₺ kargo ücreti ödedim bu sefer. Evet kargo ücreti alıştığımızdan biraz yüksek fakat herhangi bir indirimli siteden kargo bedava olarak alsam şu an bu alışverişe ödediğim ücretin iki katını ödemiş oluyordum. Bu kadar uygun bir alışveriş yaptığım için kargo ücretine çok takılmadım bu sefer doğrusu. O zaman kitap detaylarına geçelim!


Mekanik Melek


Daha Ölümcül Oyuncaklar serisini okumadan sen nereye, diye soruyorsanız, muhtemelen haklısınızdır. Ama en son Küller Şehri'ni yıllar önce okuduğum için (hatta şöyle de bir yorum yapmıştım), unutmuş olacağımdan dolayı devam edesim çok gelmiyor. Ama edeceğim, ona hiç şüphe yok, çünkü seriyi tamamlıyorum. Yalnızca Kayıp Ruhlar Şehri kaldı, bir türlü alamadım gitti onu da! Seriye baştan başlamaya üşeniyorum biraz, çünkü kitabı, filmi, dizisi derken içim dışım serinin başlangıcı oldu zaten... Ama ben okuyacağım bu seriyi, çok kararlıyım, kaçışı yok. En çok da Mekanik Melek ile başlayan yan serisini okuyabilmek istiyorum aslında, asıl seriden bile daha çok beğeni toplamış olabilir bu seri. Merakı kabarmıyor değil insanın :) 

Ben de hazır alışveriş yapacağım mağazada görmüşken bir fiyatını sorayım, uygunsa alayım bari, bu seriyi de yavaş yavaş toplamak lazım diye düşündüm ve beklediğimden çok daha uygun fiyatlı bulunca kaçırmadım aldım tabii ki!

Fiyat: 9₺


Çığlık


Fısıltı serisi yıllar yıllar önce başka bir arkadaşımın bana getirmesiyle okuduğum bir seriydi (buradan ona selam olsun canım arkadaşım kitaplığını hepimize açmıştı zamanında) ve benim Fısıltı takıntım olmasına rağmen öğrenci bütçem dolayısıyla zaten okuduğum bir kitabı almaktansa okumadıklarımı almayı tercih ediyordum. Zaman geçtikçe arkadaşımın hediyesiyle Fısıltı'yı, kuzenimden takasla Sessizlik ve Final'i aldım ama -içimde bir yaradır- hiç Çığlık'ım olmamıştı. Canım kitabım benim, yuvana hoş geldin! Hem de sıfır diye aldığım kitaplardan daha sıfır diyebilirim 😄

Fiyat: 13₺


Anna ve Fransız Öpücüğü


Bazılarınız bilir ki bu seriyle aramda yanlış giden bir ilişki var. Bazı zorunluluklardan ötürü önce Isla'yı okumam gerekti benim, eh yani serinin son kitabını (yorum için buraya tıklayabilirsiniz)! Sonra da elimde var diye 2. kitabı okudum (Lola yorumu için ise buraya). Ters gitti her şey biraz. Eh, iki kitapta da Anna vardı tabii, dolayısıyla hikayenin sonunu biliyor gibiyim. Ama ne demişler? Önemli olan yolun sonunda nereye varacağın değil, yol boyunca yaşananlardır, değil mi? Uzun zamandır bu kitabı istiyordum, alışveriş yapacağım mağazada görünce nasıl mutlu oldum anlatamam. Üstelik bu da Çığlık gibi, sıfır ayarında. Aslında ciltli kitapların yırtık ve hasarlı gelmesine çok hazırlıklıydım ama kitabevlerinde bile bu kadar hasarsız bulamıyorum genelde, çok şaşırdım gerçekten!

Fiyat: 12₺


Yanmış Kurban - Karacamdan Kelebek


Anita Blake serisini aralıksız okumak için biriktirmeye çalışıyorum. Sağdan soldan topluyor, her alışverişime 1-2 kitap eklemeye çalışıyorum aslında. Ee mağazada bunları görünce de hemen ekledim sepete tabii ki. Karacamdan Kelebek ne kadar kalınmış öyle!

Peki, bu sorum Artemis'e, niye serinin yarısı kısa, yarısı uzun boylu? Kitaplığımı alt üst ediyorsunuz, teşekkürler...

Fiyat: 8₺ - 12₺


Dört


Evet ben daha Yandaş'ı okumadım -sonunu öğrenip sinirlenmiştim, hem öğrendiğim için hem de sonu berbat bittiği için- hatta okumayı da hiç düşünmüyorum. Zaten Kuralsız da kötüydü (yorumum burada), belki de Uyumsuz'u çok beğendikten sonra hayal kırıklığına uğramıştım (onun yorumu da burada). E buna karar verince filmlerini baştan sona izlediğimi de söylemeye gerek yok herhalde. (Uyumsuz film yorumum için buraya tık) Gerçi özellikle Kuralsız'dan itibaren kitaplardan ayrılmaya başlamıştı filmler. Her neyse, bu kitaba gelecek olursak koleksiyoncu ruhum her şeye rağmen Dört'ü her gördüğünde onu istedi, serileri yarım bırakamayan ruhum da bunu alırsam Yandaş'ı da okuma konusunda bana bir cesaret geleceğini savundu. Alışveriş yapacağım mağazada görünce bunu da almalıyım diye düşünmeden edemedim. Bulunsun bir köşede, ne olacağı hiç belli olmaz...

Fiyat: 9₺


Çöküş ve Yükseliş


O kadar uzun zaman geçti ki ilk kitabı okuyalı (yorum için buraya tık), bu seriyi bırakmaya karar vermiştim.... ki, Instagram'da biriyle kısa bir yorumlaşma sonucu seriyi bir an önce tamamlayıp baştan okumaya karar verdim. Elimde 2 ve 3. kitaplar yoktu ve ilk alışverişimde almaya niyetliydim, o yüzden mağazada bunu görünce hemen alışverişime eklettim. Hem de sıfır ayarında 💖

Fiyat: 10₺


Olasılıksız - Beşinci Cadde 1 Numara


Bu kitaplar da Kitapşör Kitabevi'nin bana tatlı, sürpriz hediyeleri olmuş. 😊 Olasılıksız bende zaten vardı, ortaokulda okumuştum fakat şu an birine ödünç verdiğim için kitaplığımda onun yerinde hüzünlü bir boşluk duruyordu, o dolmuş oldu. Hem çok tatlı bir ikinci el, anılarla dolu, neredeyse bana geldiğine utanacaktım. Kitabın arasında çiçekler kurutulmuş, notlarla dolu kağıtlar konulmuş... Biraz duygulandım doğrusu. Kendi kitabım geldiğinde bunu çekilişle verebilirim sanırım.

Beşinci Cadde 1 Numara'yı ise okuma potansiyelim var çünkü elimde neredeyse hiç chick-lit kitabım kalmadı ve yazın en güzel okunan tür o. Hem chick-lit'in annesi Candace'tan okumayacaksak kimden okuyacağız değil mi? 😉 Tabii bu işler belli olmaz, malum okuyacağım çok kitap var, baktım elimde sürünecek gibi, bu kitabı da çekilişle verebilirim.


Bu alışveriş de böyle geçti! Eskiden ikinci eli hayatta alıp okumam diye düşünürdüm ama baskısı olmayan kitapları aldığım zamanlarda biraz alıştım ve şimdi de uçuk kitap fiyatları ve benim basılan her kitabı almak istemem gibi sebeplerle ikinci el kitap almak hoşuma gitmeye başladı. Tabii bir yandan da her kitap sitesinde dolu bir sepetim var alınmayı bekleyen ama hele bir şunları bitireyim, bu seri de bitsin, şu da okunsun diyerek bekletmeye çalışıyorum onları. Kitaplığım doldu, taşıyor! Şöyle yazın devasa bir çekiliş yapmamız yok mu 😍?

Bu paylaşımı da burada kapatalım, kitaplar hakkında fikirlerinizi mutlaka benimle paylaşın, ayrıca bu ay alışveriş yapanlar, siz neler aldınız? Yorumlarınızı bekliyorum, bir sonraki paylaşımda görüşmek üzere, hoşça kalın!

2 Mayıs 2020 Cumartesi

Cumartesi Güncellemeleri #3 - Nisan Ayında Neler Yaptım? Pozitif ve Mutlu!


Herkese merhaba! Nasılsınız, ev hayatı nasıl gidiyor? Nisan ayı benim için oldukça yoğun bir aydı. Bir yandan uzaktan çalışmaya devam ederken diğer yandan okul, dersler ve sınavlar da devam etti. Ah, o sonu gelmez sınavlar... Evde çalışamadığı için yurda çıkmış birisi olarak okulu evden devam ettirmek bana resmen acı veriyor. Ama iyi yanından bakacak olursak, yol derdi olmadığı için normalden çok daha fazla zaman ayırabiliyorum kendime. Normal zamanda böyle bir fırsatım olmadığı için, şu anın keyfini sürmeye çalışıyorum diyebiliriz. Peki bu ayı iş ve okul görevleri dışında neler yaparak geçirdim?


Kendime Özen Gösteriyorum!

Komik bir başlık gibi dursa da, aslında bu karantina dönemi bu açıdan bizlere verilmiş inanılmaz bir fırsat. Hayatın yoğunluğu ve karmaşası içerisinde dönüp kendimize bakmaya, kendimizi değerlendirmeye veya hayatımız üstüne düşünmeye pek vaktimiz olmuyor. Bu süreçte ise ister istemez düşünmeye başladım: Hayatımdan ne kadar memnunum? İstediğim nelere sahip değilim? İstediklerime sahip olmak için neler yapabilirim? 

I am important too… | Treatmesweetlie

Uzun zamandır, hayattaki nihai amacımın mutluluğa ulaşmak olduğu ve para ve başarının aslında sadece beni mutlu eden şeyleri yapmak için birer araç olduğu üzerine düşünüyordum zaten. Fakat gözden kaçırdığım şey ise hayatımda beni mutsuz eden ögelerin varlığıydı. Bir cesaret, bunları hayatımdan çıkarmaya karar verdiğim günden beri kendimi hafiflemiş ve mutlu hissediyorum. 

Aslında düşünmeye cesaret edemediğim şeyleri düşünmemde eve almaya cesaret edemediğim kararları almamda hayatıma yeni giren iki şeyin çok faydası dokundu diyebilirim.

1. Yoga

Not: Burada Asana yani pozlardan oluşan yogadan bahsediyorum. Çok bilgisi olmayanlar için, fiziksel bir uygulama, bir çeşit spor diyebiliriz. Zihinsel ve ruhsal boyutu şu anlık benim için meditasyona dayanıyor, henüz meditasyon içeren bir yoga pratiği yapma şansım olmadı.


Zayıf ve pek kaslı sayılmayan bir kız olarak hiçbir zaman dayanıklılık isteyen sporlarda çok başarılı olamadım. (Şınav bile çekemiyorum...) Daha önce yogayı da denemiş ve direk 'bu ne ya bununla uğraşılır mı?' diye düşünüp bırakmıştım. Zor gelmişti. Bu karantina döneminde bir arkadaşım Elvin ile Yoga kanalındaki Yeni Başlayanlar için Yoga derslerini bana atıp bunlara başladığını söylediğinde ise pek hevesli olmamakla beraber 'evdeyiz madem, denemekten zarar gelmez' diye düşünüp ilk videoyla başladım. 15 dk sonra kendimi yerlere atmak istiyordum. Çok zorlandım, bileklerim ağrıdı, ters duruşlardan başım döndü, sürekli 'doğru yapıyor muyum, yapmıyorsam ne anlamı var ki' diye düşünüp durdum. Ama yine de ilk videoyu bitirdim ve bir daha yapıp yapmayacağımdan pek emin olamayarak kapattım. 

Ertesi gün el parmaklarımdan boynuma, ayak bileklerime kadar HER YERİM ağrı içerisindeydi. Bunun ne demek olduğunu bilirsiniz: Kaslar gelişiyor! Bu spor sonrası ağrılar beni hep gaza getirmiştir. 2-3 gün daha ağrıların azalmasını bekleyip ilk videoyu tekrar açtım ve bu sefer -çok olmasa da- daha kolay geldi her şey. O günden sonra, bazen birkaç gün, bazen ise bir hafta aralıklarla her videoyu tamamen yapabilecek hale gelene kadar tekrarlayıp sonra sıradakine geçtim. 

Eğer yılmadan, kendinizi vererek yaparsanız, sadece 1 ay içerisinde o kadar gelişiyorsunuz ki, siz bile inanamayacaksınız! İmkansız dediğim şeyleri 1 hafta sonra yapabilmeye başlıyordum ve gerçekten, sadece fiziksel rahatlamanın yanında zihniniz de berraklaşıyor. Eh, sağlıklı beyin sağlıklı vücutta bulunur sonuçta. Evde yapabileceğiniz harika bir fiziksel aktivite. Ben yapamam demeyin, vücudunuza bir iyilik yapın ve bir (birkaç :D) şans verin.

2. Sınırsız Güç


Bu kitaptan o kadar çok bahsettim ki, beni takip edenler artık gördükçe göz deviriyor olmalı. Elimde değil, kişisel gelişim kitaplarına 'inanmayan' birisi olarak, bu kitap bana o kadar çok şey öğretti ki, herkese zorla okutmak istiyorum. Eğer sonunda sahip olacağınız şey istediğiniz şeylere sahip olmak ve mutluluksa, 400 küsür sayfa okumak gibi bir bedel ödemek çok mu sizce? Bu kitap bana genel olarak aradığım huzura nasıl sahip olabileceğimi, bunun yolunun sadece benden ve zihnimden geçtiğini ve hiç düşünmediğim kadar kolay olabileceğini anlatıyor. Henüz bitirmediğim için blogda bir paylaşım yapmadım ama Instagram hesabımda Sınırsız Güç'e dair hafif detaylı bir inceleme paylaşmıştım. Sizi de böyle gaza getiren bir kitap var mı? Varsa lütfen benimle paylaşın, ben bayıldım bu pozitiflik olaylarına!


İzliyorum, İzliyorum, İzliyorum!

Eh, hep beynimizi çalıştıracak değiliz ya! Bazen de sanki tatilmiş gibi rehavete kapılıp gözlerim kan çanağı olana kadar biiiir sürü şey izliyorum. Bakalım bu ay neler izledim?

300 Spartalı
Bu efsane filmi, daha önce izlediğimden emindim! Ama gelin görün ki izlememişim... Çok beğendim ben, büyük bir sürpriz sayılmaz gerçi :) 5/5

The Godfather
72 yapımı olmasının getirdiği bazı komiklikler olsa da, bana eski filmlerin izlenebilir olduğunu hatırlattı. Bu tarz filmleri seviyorum, ne diyebilirim ki. Mafya senaryolarının da babasıdır kendisi :) 5/5


The Platform
Netflix'in inanılmaz reklamcılık sistemi sağ olsun, izlemeyen kimse kalmamış olabilir artık. İlk gördüğümde biraz direnmiştim ama sonra izleyenler ve bahsedenler 2-3 gün içinde öyle bir arttı ki, kendimi açmış izliyorken buldum. Zirvede bitirilmiş bir filmdi ve bunu iyi anlamda söylemiyorum. Etkileyici ilerliyor, tam sizi filme odaklıyor iyice içine çekiyor derken ... BAM! Film bitiyor. Filmde anlatılmak istenenler oymuş, verilen mesaj buymuş derken iyice baydı beni bu film hakkında konuşmak. Benim için önemli olan izleme deneyimiydi ve filmin yarıda kesildiği fikri aklıma geldikçe sinirlerim bozuluyor. Neyse, yine de güzeldi, kızsam da sevdim sebepsizce. 4/5

The Circle: Fransa
Bir süredir Netflix programlarına kafayı taktım, ne çıksa izliyorum. Beyninizi tamamen kapalı duruma alıp sadece gözlerinizi ve kahkaha atmak için ağzınızı çalıştırdığınızı düşünün. Benim için ideal dinlenme stili budur. Bundan önce The Circle USA ve Brasil'i ve Love is Blind'ı izlemiştim (başka izlediğim varsa da unuttum). Fransa versiyonuna özellikle bayıldım. 5/5

How to Get Away with Murder
Sevenleri hemen heyecanlanmasın, henüz sadece 1. bölümünü izledim. Devam edemedim bir türlü nedense, hazır aklıma gelmişken bugün devam edeyim bari :)

Hababam Sınıfı Yeniden
E yani, heralde Kemal Sunal dönemindeki filmler gibi olmasını beklemiyoruz. Bence günümüz gençlik filmi olarak tatlı bir film çekmişler. Oyuncularını da çok severim. (Özellikle bkz. Fırat Albayram, Youtube: Noluyo Ya)

Maskeli Beşler Kıbrıs
Nereden esti bilmiyorum, çocukken çok severdim, Netflix'te karşıma çıkınca da kendimi izlerken buldum. Çok beğendim diyemem bu sefer, zaten oyuncularından birini de hiç sevmem, görünce tadım kaçtı en başından. 2/5


Brooklyn Nine-Nine
İşte bir sezonu (7) daha bitti gönlümün efendisinin. Bu dizi sanki insanlığı mutlu etmek, kötüleri iyiye çevirmek, hayata huzur ve kahkaha katmak için yapılmış gibi. O kadar seviyorum ki... Ön yargılarınız varsa bir kenara bırakın ve en azından ilk sezonu bitirene kadar izleyin derim ben. İlk başta ben de garipsemiş ve hoşlanmamıştım ama şu an Nisan ayımın teması olan 'mutluluk'un büyük bir parçası bu dizi. Belki de kendime özenme kısmının altına yazmalıydım :) 5/5

Mad Men
O kadar ününü duyup bunca zamandır izlemediğim bir diziye daha başladım. Başladım, o kadar da izledim ama hâlâ olayını anlayamadım. Tek anladığım 50'lerde kadınlara pek değer verilmediği. Boş boş izliyorum ama bırakmıyorum da, henüz ilk sezondayım, bakalım nereye gidecek, merakla beni çok saracağı anı bekliyorum.

Too Hot to Handle
Size demiştim, ne şov çıkarsa izliyorum. Konusunu okuyunca biraz rahatsız edici bulsam da başlayınca beklemediğim kadar çok eğlendim. Kurgu mu değil mi anlayamadığımız reality show'ları hep çok sevmişimdir. Konusunun aksine, izlerken Love is Blind'dan daha ağır bile değildi bence. Bir günde bitirdim ve çok güldüm. 5/5


Friends
Şöyle deli gibi bağlanacağım, nasıl izlediğimi anlamayacağım bir dizi arayışındayken bir de Friends'i deneyim dedim. Şu anlık iyi gidiyor ama ... 94 yapımı mı? Vaov, bunu gerçekten tahmin etmemiştim. Ama her izleyenini hayran ettiyse vardır bir bildiği diyerek devam ediyorum, henüz ilk sezondayım, şu anlık eğlenceli gidiyor :)

Aşk 101
Allahtan derslerim, işim varmış. Ne çıksa izlemişim, yaz yaz yoruldum! Evet, evet, bunu da çıkar çıkmaz izledim. Tripli bir lise dizisi, daha çok gençlere hitap ediyor. Bayıldım, deliriyorum diyemem ama beğendim. Bence iyi iş çıkarmışlar, Türk dizisi sektörünün Netflix'le daha çok işbirliğini görmek isterim doğrusu. (bkz. Rise of Ottoman da çok kaliteli işti bence, belgesel ve dizi karışımı, ilgilenirseniz bir göz atmanızı tavsiye ederim) Bu arada dizinin oyuncuları çok iyi seçilmiş bence, kurgusu sönük kalsa da oyunculardan kurtaracağını düşünüyorum. 4/5

Harley Quinn
Kimse neden bana DC'nin yetişkinler için Harley Quinn çizgi filmi çıkardığından bahsetmedi? Görünce dilim tutuldu, hemen başladım. Bence inanılmaz eğlenceli, Harley'nin çılgın dünyası ve ilişki problemlerine bayılan biri olarak modumu çok yükseltiyor diyebilirim. Çizgi film diye düşünmeyin, çizimleri çok eğlenceli ve komedi dizilerini aratmayacak bir kurgusu var bence. Hem Poison Ivy de var 😍 5/5


Kaçak Gelinler
Nereden çıktı bilmiyorum... desem de inanmayın, çok iyi biliyorum. (Bkz. aşağıdaki Noluyo Ya, Fırat Albayram) Hem zamanında ünlü bir dizi olduğu için, hem de izlediğim bir de Türk dizisi olsun canım, diye düşündüğüm için başladığım bir dizi. İnternetteki versiyonlarında görüntü kalitesi 15. bölüme (TV8e taşınma) kadar o kadar kötü ki, gözlerime yazık edip devam etsem mi bilemiyorum. Bir yandan da oldukça eğlenceli ama :) 

Noluyo Ya?
Youtube'u neredeyse yıllardır hiç doğru düzgün kullanmamış birisi olarak geçen aylarda keşfettiğim Noluyo Ya kanalıyla YouTube bağımlısına dönüştüm, yetmedi bir de bu çiftin her geceki Twitch yayınlarını da izlemeye başladım. Yine Nisan ayımın 'mutluluk' temasına uygun bir izleme oluyor. Huzurlu ilişkinin sırrını çözmüş iki evli oyuncudan bahsediyorum: Ceyda Kasabalı (Albayram) ve Fırat Albayram. İçerikleri sizi açmasa bile ikilinin ilişkisi her videoyu sonuna kadar izletir (öyle ki, alakasız ürün inceleme videolarına kadar izledim). Bence hayatınız için harika bir ilham kaynağı olabilir :)


Okumaktan da Geri Kalmadım Tabii!


Zaten gerek blogda, gerek Instagram'da, sürekli kitaplarla ilgili yazdığım için, bu gönderide bu kısmı uzun tutmayacağım. Bu ay okuduğum kitaplardan bahsettiğim paylaşımıma buradan ulaşabilirsiniz! Özetle, Paranormal serisine devam edebilmek için baştan başlamak zorunda kalma gibi bir duruma düştüm, bu Paranormal ve Doğaüstü'nü 2. kez okumamı açıklar sanıyorum. İlk okuyuşumda (2013) yaptığım yorumlara buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi bir okuyunca düşündüm de, ulaşmasanız da olur. O zamanlar yazdığım yorumları okuyunca bana bile bir titreme geliyor :D

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat yorumunu blogda paylaşmak için Stefan Zweig'den bir kitap daha okumayı bekliyorum fakat Instagram'da hafif bir ön-yorum yaptım diyebilirim. Buradan ulaşabilirsiniz. 

Asla Vazgeçme yorumum ise zaten blogda, buraya tık tık!

Bir dahaki ay daha çok kitap okumuş olarak karşınıza çıkmak dileğiyle...


Bütün bunların dışında kalan boş zamanlarımı da (kitap-blog işleri dışında) suluboya yaparak ve Teamfight Tactics oynayarak geçiriyorum ama şu an o kadar uzun zamandır yazıyorum ki ellerim koptu sanırım. Zaten aramızda fazla gamer yok sanıyorum ki... O yüzden bu kısmı da geçiyorum :D

Bu arada 1000Kitap hesabı açtım! Yavaş yavaş kitaplarımı ekliyorum, bana buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz!

Çok çok uzun bir yazı oldu, ben bittim arkadaşlar, o yüzden kapanışı kısa tutacağım. Umarım evde kalıyorsunuz, depresyondan uzak duruyorsunuz ve bu zamanlarınızı iyi değerlendiriyorsunuzdur. Nisan ayı sizin için nasıl geçti? Neler yaptınız, okudunuz, izlediniz? Benimle paylaşmadan geçmeyin, yorumlarınızı bekliyorum! Sağlıcakla kalın, hoşça kalın!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...