23 Haziran 2020 Salı

2020'de Bitirmeyi Hedeflediğim Yarım Kalmış Serilerim #1 - Video


Herkese merhaba! Bugün sizlerle en kısa zamanda bitirmeyi hedeflediğim yarım kalmış kitap serilerimin ilk kısmını paylaştım. Hepsini tek videoda çekebilirim sanmıştım fakat maalesef çok fazla yarım kalmış serim var! Bu video daha başlangıç, ilerleyen aylarda ikinci, belki de üçüncü kısmı da gelecek. Keyifle izleyin, yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın 💖 

Videoda Bahsettiğim Serilerde Okuduğum Kitapların Yorumları:

Grisha Serisi:


Cam Şato Serisi:


Bana Dokunma Serisi:


Providence Üçlemesi:


Dikenler ve Güller Sarayı Serisi:


Ölümcül Oyuncaklar Serisi:


Beni Seç Serisi:


Demir Periler Serisi:


The Syrena Legacy Serisi:


Uyumsuz Serisi:



Videoyu beğendiyseniz beni desteklemek için kanala abone olabilir, videolarımı beğendim/beğenmedim şeklinde oylayabilir ve yorumlarınızı, görüşlerinizi benimle paylaşabilirsiniz

Videoda da bahsettiğim gibi, 7. yıl çekilişimiz en geç 30 Haziran'da Instagram üzerinden canlı olarak açıklanacak ve tabii ki Instagram kullanmayanlar için de o günlerde yüklenen videonun açıklama kısmına kazananların YouTube hesaplarını yazacağım (videonun başlığında çekiliş sonucunu içerdiği de belirtilecek). Beklemede kalın!

Çekilişe henüz katılmadıysanız, çekiliş paylaşımıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz! Orada ne yapmanız gerektiği açıkça yazıyor, merak etmeyin, katılmak çok kolay!

21 Haziran 2020 Pazar

Grisha Evreni Novellaları 1. Kısım || The Demon in the Wood (#0.1), The Witch of Duva (#0.5), The Tailor (#1.5)


Herkese merhaba! Grisha serisinde 1. kitabı bitirenlerin okumasını tavsiye edebileceğim 3 kısa öykü var. Hazır 2. kitabın gelmesini bekliyorken, ben de onları okuyayım dedim ve sizlere de biraz bahsetmek istedim. Okumak istemeyenler veya İngilizce okuyamayanlar için çok kısa özetledim kitapları. Keyifli okumalar!

Not: Özetler ve çeviriler bana aittir, hata varsa şimdiden üzgünüm... Lütfen izinsiz kullanmayınız :)


 The Demon in the Wood (#0.5)


Tanıtım:
Karanlıklar Efendisi olmadan önce o, sadece olağanüstü bir gücü olan yalnız bir çocuktu. Zalim ve muhteşem bir lider yaratan geçmişe bir göz atın!

Kitap Grisha'ların yükselmesini sağlayan Karanlığın Elçisi'nin (ilk Karanlıklar Efendisi) çocukluğunda yaşadığı, dönüm noktası sayılabilecek bir olayı anlatıyor.

Yorum:
  Özet spoiler içermese de, ilk kitabı okumadan yorumumun okumanızı önermem.
Karanlıklar Efendisi, benim en sevdiğim karakterlerden birisi. Yüzyıllardır yaşadığını düşününce, geçmişinde onu duygusuzlaştıracak şeyler yaşadığını zaten tahmin edebiliyoruz. Bence bu novella Karanlıklar Efendisi'nin geçmişini anlatmak için asla yeterli olmamış. Tam da dedikleri gibi, sadece küçük bir "göz atma" olmuş ve ben bitirdiğimde devamını öğrenmek için sabırsızlandığımı hissettim. Çok kısa, çok yetersizdi. Fakat Grisha'ların hüküm sürmediği bir dönemden bir kesit görebilmek güzeldi doğrusu. Grisha'ların yükseldiği dönemi de görebilmek isterdim. İlk kitapta uzunca bir süre Karanlıklar Efendisi'nin yaşını ve aslında ilk Karanlıklar Efendisi'nin kendisi olduğunu söylemedikleri için, bu yorumun biraz spoiler içerebileceğini düşündüm.

Özet:
Grisha'ların cadılık suçuyla avlandığı ve göçebe hayatı sürüp küçük kamplarda saklandığı eski dönemlerde, Karanlıklar Efendisi yalnızca annesi dışında herkesten -diğer Grisha'lardan bile- saklaması gereken güçlere sahip olan, kendini korumak için annesiyle beraber sürekli şehir şehir, ülke ülke gezip yer değiştirmek, aynı şekilde isim ve kimlik değiştirmek zorunda kalan ve bu yüzden kendini oldukça yalnız hisseden küçük bir çocuktu. Kendisiyle aynı güçlere sahip olan annesi çok güçlü ve zeki bir kadındı ve oğlunu korumak için planlar yapıyor, kurallar koyuyor, bir yandan da onu güçlü olması için eğitiyor. Bu şekilde yıllarını geçirirken kışı geçirmek için gittikleri bir Grisha kampında çocuk -oradaki ismi ile Eryk- zorbalığa uğrayan iki kızın yapmaması gerektiğini bilmesine rağmen kamp liderinin çocuğunun elinden kurtarıyor. Sonra bu kızlardan birisi Eryk'in -en büyük sırlarından birini- "Büyüteç" olduğunu fark ediyor ama kimseye söylememeye söz veriyor ve böylece aralarında güçlü bir bağ gelişiyor. Eryk, bir gece annesi uyuduktan sonra gizlice kızın çağırdığı göle yüzmeye gidiyor. Biraz muhabbet ediyorlar. Kız güçsüz bir Grisha ve annesi avcılar tarafından alındığında babası iki kızını alıp kaçmış. Kız bunlardan bahsederken bir anda ruh hali değişiyor ve sürekli babasının ne kadar güçsüz olduğundan ve kendilerini koruyamadığından bahsetmeye başlıyor, yavaş yavaş suyu dondurup Eryk'i göle hapsediyor. Amacı onu öldürüp kemiklerini büyüteç olarak kullanıp güçlenebilmek ve kardeşiyle kendisini koruyabilecek hale gelmek. Eryk bunu fark ettiğinde her şey çok geç oluyor, bir de üstüne kamp liderinin oğlu bunlardan intikam almak için gelmiş oluyor ve durumu fark ettiğinde kendisi Eryk'i önce öldürmek istiyor. Kız ve çocuk bir yandan suya hapsolmuş Eryk'i öldürmeye çalışıp bir yandan birbirleriyle savaşırken Eryk bir şekilde buzu kırıyor ve hayatında ilk defa "Kesme" gücünü kullanıyor. Daha önce annesinde gördüğü ama kendisinin asla ustalaşamadığı bir güç "Kesme". Ama o gece orada iki çocuğu da keserek öldürüyor. Eryk o gün kızı öldürürken geleceğe dair son umutları ve kalbindeki güzel duyguları da o kızla kaybettiğini hissediyor. Kamptakilerin kendisinin yaptığını anlamaması için sabaha doğru kendisini de biraz "kesiyor" ve onu bulduklarında avcıların saldırısına uğradıklarını ve kılıç darbeleriyle bu hale geldiklerini düşünmelerini sağlıyor. Tabii ki annesi durumu anlıyor ve ona çok iyi yaptığını, yaşaması için gerekirse milyonları yakıp yıkabileceğini söylüyor. Eryk annesinin gözlerine bakarken kendi kendine Grisha'lar için kaçıp saklanmak zorunda olmayacakları bir gelecek kuracağına ant içiyor.


The Witch of Duva (#0.5)


Tanıtım:
Derler ki... bir zamanlar Duva'nın yakınındaki ağaçlar kızları yermiş. Fakat tehlikenin eve sandığımızdan birazcık daha yakın olması da mümkün. Bu hikaye Leigh Bardugo'nun ilk romanı Gölge ve Kemik'e eşlik eden bir halk hikayesidir.

Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Yorum:
Bu kitap diğerleri gibi Gölge ve Kemik serisi ile ilgili değil. Grisha Dünyası'nda geçen, çocuklara anlatılan masallar kıvamında, gerilimli, biraz ürkütücü, biraz üzücü ve oldukça çarpıcı bir halk hikayesi. Bana Holly Black'in Zehir Yiyenler ve Diğer Hikayeler kitabındaki gotik kısa hikayeleri anlattı. İlk başta nereye varacağını anlamamış, ortalara doğru ise "Ohooo, bu bildiğin Hansel ve Gretel" demiştim kendi kendime ama bu kadar yanılamazdım sanırım. Hikaye farklı bir yöne saptı ve nereye gideceğini sonuna kadar hiç anlayamadım. Sonu ise çok etkileyici ve şaşırtıcıydı. Bu tarz gotik masallar çok hoşuma gidiyor, bu da okuduklarım arasında en iyilerinden biriydi. Grisha Dünyası'nda bunun gibi 2 halk hikayesi daha var ama onların seri numarası 2 küsürlü olduğu için onları Kuşatma ve Fırtına'dan sonra okumayı düşünüyorum. Keşke Leigh Bardugo'nun da toplu hikayeler kitabı çıksa, bu konuda oldukça başarılı görünüyor. Kitabın özetini paylaşmayacağım çünkü zaten etkileyiciliği dilinde, olaylardan ziyade olduğu gibi okuması zevkli olan bir hikaye. O yüzden özet çıkarmanın bir anlamı olmaz diye düşünüyorum.



The Tailor (#1.5)


Tanıtım:
Gölge ve Kemik'ten Genya'nın gözünden anlatılmış yeni bir sahne.

Yorum:
Genya'ya sinirlenemiyorum, üzülmüyorum da. Onu iyi veya kötü bir karakter olarak da tanımlayamam. Onun yolu gerçekten de başka. Hoş olmayan şeyler yaşamış -ve hâlâ da yaşıyor- olan ve Karanlıklar Efendisi'ne bir şekilde minnettarlık duyan bir kız sadece. Yapması gerektiğini düşündüğü şeyleri yapmış ve içten içe Alina'yı seviyor ve suçluluk duyuyor. Oldukça kısa bir hikayeydi fakat biraz da olsun olayları Genya'nın gözünden görme fırsatı bulduğuma sevindim. Bu arada Alina'nın mektuplarının akıbetinin ne olduğu sorusu da kesin bir şekilde cevap bulmuş oldu.

Özet:
Bu kitapta aslında anlatılmak istenen şey, Alina'nın mektuplarının önce Karanlıklar Efendisi'nin emriyle, sonra da kendi seçimiyle Genya tarafından alıkonulmasıydı. İlk başlarda Alina'nın gönderdiği mektuplar Karanlıklar Efendisi'ne aktarılsa da, Alina'nın en son revirde yazıp Genya'ya verdiğinde mektubu Genya Karanlıklar Efendisi'ne götürdüğünde, Karanlıklar Efendisi Genya'nın kendisini sorgulamaya başladığını ve Alina'ya değer verdiğini görünce Genya'ya bir seçim hakkı sunuyor, istersen geri ver, istersen İzci'ye postala, ne yapmaya karar verirsen ver seçim senin ve sonuçları da senin sorumluluğunda diyor. Akşam mektupları odasında bulan Genya, geçmişi, Kral ve Kraliçe ile aralarında geçenleri ve tükendiği noktada Karanlıklar Efendisi'nin onu kendi askeri olduğunu söyleyerek ve intikam sözü vererek güçlendirdiği zamanları hatırlıyor. Ve Alina'yı belki de tek arkadaşı olarak görse ve çok sevse de, mektupları tereddüt etmeden yakıyor. 


17 Haziran 2020 Çarşamba

Yaz Mevsimi Kitapları ve Okuma Tıkanıklığı - Video


Herkese merhaba! Bu haftaki videomun 1. kısmında yaz aylarında bazılarımızın yakasından düşmeyen okuma tıkanıklığının (reading-slump) sebeplerinden ve bu tıkanıklığı önlemek için nasıl kitaplara yönelebileceğimizden bahsettim, 2. kısmında ise kitaplığımdaki "yaz kitabı" olarak nitelendirdiğim kitapları kısaca yorumladım. Keyifli izlemeler!

Videoda bahsettiğim kitaplardan istediğinize ulaşmak için üzerine tıklayabilirsiniz:








Videoyu beğendiyseniz beni desteklemek için kanala abone olabilir, videolarımı beğendim/beğenmedim şeklinde oylayabilir ve yorumlarınızı, görüşlerinizi benimle paylaşabilirsiniz

Videoda da bahsettiğim gibi, 7. yıl çekilişimiz en geç 30 Haziran'da Instagram üzerinden canlı olarak açıklanacak ve tabii ki Instagram kullanmayanlar için de o günlerde yüklenen videonun açıklama kısmına kazananların YouTube hesaplarını yazacağım (videonun başlığında çekiliş sonucunu içerdiği de belirtilecek). Beklemede kalın!

Çekilişe henüz katılmadıysanız, çekiliş paylaşımıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz! Orada ne yapmanız gerektiği açıkça yazıyor, merak etmeyin, katılmak çok kolay!

13 Haziran 2020 Cumartesi

Dikenler ve Güller Sarayı (Dikenler ve Güller Sarayı #1) - Kitap Yorumu


Kış çok ağır geçiyor. Feyre ailesini beslemek zorunda…

Bir gün, avlanırken av olmamak için öldürdüğü kurdun intikamını almaya gelen bir canavar çalıyor kapısını. Ama Feyre’yi almaya gelen canavar bir hayvan değil, Tamlin... Bir zamanlar dünyayı yöneten ölümcül, ölümsüz perilerden biri.
Feyre’nin, hayatı boyunca dehşet dolu hikâyelerini dinlediği perilerin diyarında yasamaya başlamasıyla dünyası altüst oluyor. Kendini bildi bileli hissettiği şiddetli düşmanlık bu güzel ama tehlikeli ülkede bambaşka bir boyut kazanıyor.

Feyre’nin çok önemli bir görevi var: Ülkenin üstüne gittikçe çöken eski, karanlık gölgenin onu yok etmesini önlemek.


Herkese merhaba! Bu kitabı geçen yılın sonunda orijinal baskısından okumuştum ve benim için çok önemli bir kitaptı. Yorumunu yapmamış olmam ne demek?! Fareler ve İnsanlar'dan sonra başıma bu da geldi ya... bir şok ve hüzün denizinde savrulurken gittikçe dibe batıyor gibiyim. Son kullanma tarihim geçmiş gibi hissediyorum, B-12 kullanmaktan içim çıktı ama son zamanlarda en önem verdiğim serinin ilk kitabının yorumunu girmeyi hatırlamam nasıl 6 ayımı alır, anlamıyorum?! Teselli edilemeyecek durumdayım, normalde bir kitabı okur okumaz yorumunu girerim, benim için de bir çeşit arşivdir bu blog ama bir şey olur da giremezsem de onu kesinlikle not alır, girene kadar asla aklımdan çıkarmam. Hele ki böylesine önemsediğim bir seriyse... :( Gerçekten şaşkınım.

Dikenler ve Güller Sarayı'na gelecek olursak... Her şey benim bu serinin çok fazla fanartını görmem ve başrollerinin kim olduğuyla ilgili hiç fark etmeden spoiler almamla başladı. Bu yüzden öncelikle spoiler içeren kısımdan başlayacağım.

Spoiler
Ben fanartlarda hep en sevdiğim kara saçlı beyaz tenli Ryhs'ı gördüğüm için -adını bilmiyordum- Tamlin'e hiç ısınamadım, hatta anlayamadım da, "bu kitabın sorunu ne, nerede benim siya saçlı yakışıklım" diye düşünüp durdum. Feyre ve Tamlin aşk kuşlarına dönüştüğünde neredeyse kusacaktım, sürekli Tamlin'in Feyre'yi bir çeşit büyü altına aldığına inanmak isteyip durdum. Ama böyle bir şey çıkmadı ve tüm kitap boyunca ben gerçekten rahatsız ve mutsuzdum. Zaten ilk başlarda Tamlin'i yaşlı bir dede olarak hayal etmiştim, niye bilmiyorum. Feyre'nin ilk aşkı olacağını nereden bilebilirdim ki! Beklentilerim tamamen farklı yöndeydi. 

Kitabın sonlarına doğru azıcık bir Ryhs gördüğümüzde moralim daha çok bozuldu. Ne o öyle 1-2 saniyeliğine görünen kötü ve çok uzak bir yan karakter gibi! Ben senin başrol olmanı istiyorum diye mızıldanıp durdum. Ve sonra hiç yapmayacağım bir şey yapıp ilerideki kitaplar hakkında spoiler aldım, denk geldim, yemin ederim! Ama bu kısmı okuyanlar daha ilk kitabı yeni bitirmiş olabileceği için söylemeyeceğim :)
Spoiler Sonu

Yani bu kitaptaki aşk bilmem ne romantizm saçmalıkları beni gıcık etti. Normalde böyle bir kelime kullanmam ama gerçekten irite oldum, sürekli olarak "kıza büyü yapılmış olsun, bu aşk gerçek olmasın" deyip durdum ama maalesef, yazar çok acımasız çıktı. Ama bunu görmezden gelirsek, kitaba, kurguya, geçtiği dünyaya bayıldım! uzun zamandır böyle kaliteli bir genç yetişkin fantastiğine denk gelmemiştim ve özellikle de perilerle ilgili olduğu için beklentim çok büyüktü, buna rağmen çok çok beğendim. Dünyasına aşık oldum, Feyre'ye çok bayılmasam da güçlü kadın karakter olarak yazılışına aşık oldum. Hele ki o başlardaki av sahneleri bence çok etkileyiciydi.

Zaten en başta çok akıcı bir kitap ama aynı zamanda öyle boş da değil, dolu dolu bir kitap (Bkz. boş ölçütüm JLA kitapları -her ne kadar çok sevsem de boşlar yalan yok-, dolu ölçütüm de epik fantastik kitaplar gibi, betimlemeler ve olaylar bütünüyle bir sayfası bile eksilse çok şey kaybedebilecek kitaplar). Bu kitabın beğenilmemesini anlarım ama nefret edenleri anlayamadım, genç yetişkin fantastik türünde en iyi kitaplardan biri ve böyle görülmeyecekse bile kesinlikle en kötülerinden olamayacağı bir gerçek. Belki de çok fazla seveni olduğu için nefret ediyordur bazıları. Ama periler konu olunca zaten çok fazla kaliteli genç-yetişkin kitabı çıkmıyor, tek bildiğim Demir Periler serisi ve bu seri de gerçekten bayılarak okuyacağım, gittikçe daha güzel olacak bir seri gibi geliyor bana. İlk kitabı oldukça etkileyiciydi işin aslı. 

Şansıma bakın ki ben ilk kitabı bitirdiğimde 2. kitabın baskısı hiçbir yerde yoktu ve aylarca da gelmedi. Ama 1-2 gün önce mailime bir alarm geldi ve bir baktım çoğu siteye gelmiş, hemen aldım tabii ki! Zaten 3. kitabı çoktan almıştım, yani yakında ikisinin de yorumu gelecek, hazırlıklı olun! 

Bu kitap için çok güçlü bir yorum yapamadım ama 6 aydan sonra ancak bu kadar hatırlayabildim... :( Serinin diğer kitaplarıyla bunu telafi edebilirim umarım. Bu kitabın Türkçe versiyonunu da okumayı isterim, belki seriye devam etmeden önce bir kez daha okurum, çünkü serinin devamının Türkçe versiyonlarını aldım... Siz ilk kitabı okuduğunuzda neler düşünmüştünüz? Yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın, sağlıcakla kalın!


Yazar: Sarah J. Maas     Yayınevi: DEX       Çevirmen: Meriç Keleş    
Sayfa Sayısı: 540     GoodReads Puanı: 4,24

12 Haziran 2020 Cuma

Çavdar Tarlasında Çocuklar - Kitap Yorumu


"Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, söz gelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."

Tanıtım yazısı Spoiler içerir!

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield'ın masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger'ın. 1993'te Franny ve Zoey ile Dokuz Öykü adlı kitaplarını yayımladığımız Salinger, 1963'ten buyana yeni bir yapıt yayımlamamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor.


Herkese merhaba! Instagram hesabımda, arkadaşımla bir etkinlik yaptığımızdan ve seçtiğimiz 12 edebi kitabı her ay 1 tane olarak okuyacağımıza dair kendimize meydan okuduğumuzdan bahsetmiştim. Maalesef Mayıs sonu sınav yoğunluğum sebebiyle Mayıs ayının kitabı Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı biraz geç okumuş oldum. Bu gecikmeyi bu ay seçtiklerimden 1 kitap daha okuyarak kapatmayı planlıyorum. O kitabı da Instagram'daki Karanlık Şato hesabının bu ayki temasına uyarak Carmilla olarak seçtim.

Gelgelelim Çavdar Tarlasında Çocuklar'a. Bu kitap uzun zamandır okuduklarımdan çok farklıydı. Stefan Zweig kitaplarında nasıl sayfalar çevrildikçe bir yükselme hissi oluyorsa bunda da tam tersi yüksek ve enerjik başlayıp sayfalar geçtikçe bir düşüşe geçiyorsunuz. "Düşüş" derken kitaba dair kötü anlamda bir yorum olarak değil, gerçekten psikolojik olarak hissettiğimiz bir düşüşten bahsediyorum. Yoksa kitap başından sonuna kadar aynı şekilde sürükleyiciydi bana kalırsa. Asla okuması zor veya sıkıcı olan romanlardan değildi. Bu özelliğini çok sevdim çünkü yazın ağır romanlar okumak beni çok zorluyor.

Kitabın arka kapak yazısı olmadığını fark etmişsinizdir, bu durum benim gibi arka kapak yazısındaki içerikten uzak -veya bütün içeriği anlatan- özetler ve boş yorumları sevmeyenlerin işine geliyor aslında. Fakat siz bir kitabı okumadan önce onun hakkında bilgi sahibi olmayı sevenlerdenseniz size kısaca özetleyeyim:
Bu kitap zengin tabakada yaşayan, hayattaki adaletsizliklerden ve sahteliklerden nefret eden, başından bazı üzücü olaylar geçmiş hareketli bir liseli gencin bir okuldan daha atıldıktan sonra geçirdiği 4-5 günü anlatıyor. (Aslında burada küçük bir kasabanın çiftliğinde çalışan yoksul bir ailenin çocuklarının dramı diye espri yapasım gelmişti ama gördüm ki benden önce 100 kişi falan aynı şeyi yapmış... Pek yaratıcı değilim sanırım...)


Kitap baş karakter Holden'ın gözünden anlatılıyor. Normal bir erkeğin gözünden dünya olarak düşünüyordum başta okuduklarımı fakat bir yerden sonra işler çığırından çıkmaya başladı ve okuduklarımdan ne anlam çıkaracağımı bilemez olmaya başladım. Bir noktadan sonra kitabın nerede son bulacağını yavaş yavaş anlamaya başlıyorsunuz ama bu durum olayları çözümlemenize pek de yardımcı olmuyor. Bir oğlanın kafasındaki karmaşa, yaşadıklarının gerilimiyle karışınca gerçekten etkileyici bir okuma deneyimi elde ediyorsunuz. Devam eden spoiler bölümünü kitabı henüz okumadıysanız lütfen okumayın.

------------------------ Spoiler -----------------------------
Ucu açık bırakılan kitapların ayrı bir etkileyiciliğe sahip olduğu kesin. Ama aklımdaki soru işaretlerini düşünmeden duramıyorum. En başta, Phoebe'nin gerçekliğinden benim dışımda şüphe eden var mı? "Gerçek olan hiçbir şeyden hoşlanmıyorsun!" dediğinde Holden "Bu aramızdaki konuşmadan hoşlanıyorum" demişti ve Phoebe de "Bu gerçek değil!" diye cevap vermişti. Bir de Phoebe sanki Holden'ın Allie'ye olan özlemini yatıştırmak için yarattığı bir hayali karakter gibi geldi bana. Sürekli Holden'ın aklından geçenleri okurcasına konuşması ve histerik bir şekilde "Babam seni öldürecek" deyip durması, sanki Holden'ın bastıramadığı endişelerini dile getirir gibi. Bir de tam Holden gitmeye kararlıyken elinde bavullarla çıkıp gelmesi ve bunu gören Holden'ın gitmekten hemen vazgeçmesi, sanki gitmemek için bir bahane arıyormuş da onu kendisi oluşturmuş gibi... Sanki herkesin sahtekâr, sıkıcı veya aptal olduğu bir dünyada Holden kendine olması gereken ideal karakteri oluşturmuş gibi geldi: Masum, zeki, eğlenceli ve sevgi dolu Phoebe.

Bir de kitap boyunca bahsi geçen, her şeyi başlatan ama anılar dışında hiç karşılaşamadığımız, sesini bile duyamadığımız Jane var. Bir yerde olaylara dahil olmasını istemiştim doğrusu... Son olarak kitabın sonunun daha detaylı olmasını isterdim. Holden sanki birden çok psikolojik rahatsızlığın belirtilerini gösteriyor gibiydi -özellikle karşıdan karşıya geçme sorunu yaşadığı kısımda tüylerimin diken diken olmasını engelleyemedim- ve elimde değil, neyi olduğunu ve ailesinin rahatsızlığını nasıl keşfettiğini çok merak ettim.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, sonda evine gittiği hocası hakkında tam da "Ne güzel şeyler söylüyor, sanki içimi okuyor" diye düşünüyordum ve... olana bakın! Hayat işte, hayatın acı gerçeklerinin yüzümüze tokat gibi indirilmesiydi o bölümde yaşananlar, gerçekten yaşamayan birinin tam olarak anlayamayacağı bir şok ve hayal kırıklığı. Umarım asla yaşamayız böyle şeyler...

Eğer bu kitabı okuduysanız bu konularda siz ne düşünüyorsunuz, lütfen benimle paylaşın 😊 
-------------------Spoiler Sonu-------------------


Son olarak bir de kitapta kullanan modası geçmiş ve pek de yerine oturmamış gibi gelen kelimelerden bahsetmek istiyorum. Bunlar gerçekten çok sık kullanılıyordu ve tahminimce çevirmenin yazar orijinal dilinde sokak jargonu kullandığı için kasıtlı olarak yaptığı bir şeydi. Ama emin değilim tabii 😄 Bu kelimelerden biri "bitmek"ti mesela. "Phoebe bu tarz şeylere biterdi", "Çocuklar şöyle davranıyor ya, bitiyorum" gibi, normalde "bayılmak" kelimesini tercih ederek kullandığımız bu yerlerde, onun yerine "bitmek" kelimesi çok sık bir şekilde geçiyordu. Tabii ki bu kelime kullanılabilir ama bir yerden sonra çok gözüme battı, gerçi rahatsız oldum mu diye sorarsanız cevabım hayır olur. Aynı şekilde sahtekar ve zıpır kelimeleri de biraz yersiz kullanılmış gibi geldi bana ama bu kelimeler, özellikle "zıpır" beni rahatsız etti çünkü anlamı bozduğunu hissettim. Bir de "lanet" çok kullanılıyordu ama bundan rahatsız olmadım, aksine, biraz komiğime gitti doğrusu.

Ne çok şey varmış söylemek istediğim! Halbuki kısa bir yorum olur sanıyordum. Ama böyle bir kitaba böyle bir yorum yakışır sanırım. Sonradan kitabın yazıldığı dönem hakkında bazı bilgiler edindim, size tavsiyem, kitabı okumadan önce yazıldığı dönemi araştırmanız. Okurken yakalayabileceğim birçok nüans varmış döneme dair, roman döneminin izlerini taşıdığı gibi aynı zamanda döneminde bahsedilmesi sessiz bir tabu olan konuları da içeriyormuş.

Sonuç olarak, ben gerçekten sevdim bu romanı, akıcı olması da tekrar söylüyorum, çok büyük bir artıydı. Merak ediyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim, hoş bir okuma zevki veriyor ve bana kalırsa okuduğunuz kitaplar arasında bulunmasını isteyebileceğiniz bir kitaptan bahsediyoruz. 

Çok kısa bir süre içerisinde yeni bir kitap yorumu daha paylaşacağım, Salı günü de yeni videomuz gelecek. Yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın, sağlıcakla kalın!


Yazar: J.D. Salinger     Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları       Çevirmen: Coşkun Yerli    
Sayfa Sayısı: 198     GoodReads Puanı: 3,81

9 Haziran 2020 Salı

7. YIL ÇEKİLİŞİ - 1. KISIM || MERHABA YOUTUBE!


Herkese merhaba! Blogumuzun yeni sosyal medya platformu YouTube kanalımız "Nora'nın Kitaplığı" adıyla açılmış bulunuyor *Link* Bundan sonra yazması zor içerikleri video olarak çekip bloga YouTube videosu olarak koymayı düşünüyorum. 

Hazır yeni bir yere de başlamışken karantina sebebiyle geciken 7. Yıl Çekilişimizi de oradan yapayım dedim, bu şekilde hem kanal için daha hızlı bir başlangıç hem de siz katılımcılar için katılımı çok daha kolay bir çekiliş olur diye düşündüm. 
Çekilişe katılmak için yukarıda verdiğim linkten kanala girip abone olmanız ve ilk videoma yorum yapmanız yeterli. Bana destek olmak için videoyu oylar ve kitap hesaplarınızda -veya ilgilenebilecek arkadaşlarınızla- çekilişi paylaşırsanız çok sevinirim! 💞

İlk videoyu çekmenin zor olacağını tahmin ediyordum, acemiliğin üstüne bir de ilk videoda bahsetmenin gerekli olduğunu düşündüğüm konular da işin içine girince biraz da sıkıcı olmuş olabilir ama dayanın, güzel içerikler bizi bekliyor 🤗 Direk çekiliş detaylarına geçmek istiyorsanız 7-8. dakikalara atlayabilirsiniz. İyi izlemeler!





Çekiliş Kitapları Tanıtımları


"Elimde Dünyanın Bütün Kötülüklerini Barındıran Bir Kutu Olsaydı Kapağını Azıcık Aralar Ve Seni İçine Sokardım. Sonsuza Dek De Açmazdım."

Her sabah Melanie'nin hücresine askerler giriyor. Biri üzerine silah doğrulturken, diğeri kızı tekerlekli sandalyesine bağlıyor; boyun, kol ve bacak kayışlarını sıkıyor… Ardından diğer çocuklara katılması için Melanie'yi sınıfa götürüyorlar. Ve bu her sabah böyle devam ediyor.

Ta ki bir numaralı denek, Doktor Caldwell'in laboratuvarına çağrılana dek…

Ve işte o gün, Pandora'nın ölü çocuklarının yeniden doğduğu gün olacak.

Tüm Sıraların Sahibi Kız hakkında yorumlar

"Distopyaya deha dolu ve yaratıcı bir nefes daha katıldı."
- Kirkus

"Orijinal, gerilim dolu ve çok güçlü bir roman."
- The Guardian

"Ürkütücü, hızlı tempolu bir roman ama insanın kalbini ısıtan bir yanı da var."
- Marie Claire

"Bilimkurguyu kendine yakın hissetmeyenlerin bile okuması gereken harika bir yapıt."
- io9.com

"İnsanı şaşkınlığa uğratıyor. Son sayfasına kadar ne olacağını merak etmekten kendimi alamadım. İnsan olmanın ne demek olduğunu sorguladım. Mükemmel."
- Naomi Alderman

"Carey, uçurumun kıyısına gelen dünyanın bir resmini çizmiş. Bir solukta okuyup bitirmekten başka hiçbir şey yapamadım."
- Boing Boing

"Capcanlı tasvirlerle dolu ve şaşırtıcı derecede dokunaklı."
- Metro

"İnsan olmanın manasının tam orta yerine nişan alan sürükleyici bir bilimkurgu."
- Psychologies

"Mükemmel bir sonla taçlandırılmış, sürükleyici bir roman."
- Samantha Shannon

"Şoke edici sonuyla tam bir şaheser."
- Fabulous Sun Magazine

"Sizi kendisine esir edip zincirlerinizi asla bırakmayacak."
- John Ajvide Lindqvist

"Samimi ve amansız bir öykü. Gerilimin dozu hiç düşmüyor."
- Joss Whedon

"Son sayfasına kadar diken üstünde oturmaya devam edeceksiniz."
- Elle

"Karmaşık, dokunaklı, umut dolu ve zekice kurgulanmış bir roman. Gizem dolu."
- Harper's Bazaar

"Şahane. Elinizden bırakamayacaksınız."
- Sunday Times

"Dokunaklı bir hikâye, herkese tavsiye edilecek türden."
- Scifinow

"Sayfaları çevirirken nefes almayı unuttuğum anlar oldu."
- Booktopia

"Hem duygu hem de gerilim dolu harika bir roman."
- Mindfood

"Bu yıl yalnızca bir kitap okuyacaksanız bunu okuyun."
- Martina Cole

"O kadar sürükleyici ki elinizden bırakamayacaksınız."
- i09.com

"Harikulade."
- The Daily Telegraph

"Eşşiz ve ürkütücü."
- Booklist

"Tam bir başyapıt."
- Sun

"Hafızalardan silinmeyecek."
- Vogue



Beni o kadar da sık düşünme.
Sadece iyi yaşa. Sadece yaşa... Sevgiyle, Will.

Louisa Clark ve Will Traynor birlikte altı ay geçirmiştir. Koca bir yılın yarısı... Ve bu altı ay çok şeyi değiştirmiştir. Lou artık kendi hayallerinden korkan o kasabalı kız değildir fakat hayatı Will'in istediği gibi cesurca yaşamayı da başaramıyordur. Sevdiklerini kaybeden insanların yollarına nasıl devam ettiklerini bilmiyordur çünkü Will'in olmadığı bir dünya onun için hâlâ katlanılması zor bir yerdir. Boş bir apartman dairesinde yaşıyor, havaalanında korkunç bir işte çalışıyordur. Yaşasa da onun için hayat diye bir şey yoktur, ta ki karşısına onu Will'e götüren, kimsenin haberinin olmadığı bir bağlantı çıkana dek...

Kederden arınma yolculuğu hiçbir zaman dolambaçsız değildir ama hayat bazen o incecik çizgide yürürken sunar mucizelerini... Lou sonunda umudu tekrar bulup yeni bir hayat için hayaller kurmaya başlayabilecek midir?

Hikâyelerin mutlu sonla bitmesi için yola devam etmek gerekir...

Senden Sonra Ben hakkında yorumlar

"Aşka, kedere ve hayata sıcacık, komik ve umut dolu bir bakış... Yanınıza koca bir kutu mendil alın."
-Stylist-

"Şaşırtıcı kurgusu, insanı kendilerine âşık eden karakterleri ve kâh ağlatıp kâh güldürmesiyle bu kitap resmen kusursuz."
-Glamour-

"Gündelik hayatı esprili ve sıcacık bir dille kaleme alma yeteneğine sahip olan Moyes, aşka inanmanızı sağlamadan önce yüreğinizi sızlatmayı başarıyor. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız."
-Sunday Express, S-

"Tıpkı Senden Önce Ben gibi bu kitap da yas ve yola devam etmek gibi zor konulara rağmen komik ve eğlenceli. Vakti geldiğinde hepimiz sevdiğimiz şeyleri yitiririz ama Moyes her zaman mutlu son yaşanmasa da yola devam edildiğini bize hem dokunaklı hem de esprili bir dille hatırlatıyor."
-Miami Herald-

"Kalbi kırık bir kadının zor hayatına dair sıcacık, hüzünlü ama bir o kadar da komik bir hikâye."
-Abendzeitung München-



Sevdikleriniz Uğruna, Çok Riskli Bir Oyuna Dahil Olur Muydunuz?

Kuş uçmaz kervan geçmez, on iki bin nüfusuyla fakir bir kasaba olan Carp'ta başlayan Panik oyununun ortaya çıkış nedenleri malumdu: Mevsimlerden yazdı ve bu ücra yerde yapacak kayda değer başka bir şey yoktu. Kendini asla korkusuz ve mücadeleci biri olarak görmeyen Heather'a, sadece lise son sınıfların yarıştığı, ödülün büyük ama getirdiği risklerin daha da büyük olduğu efsanevi Panik'te yarışacağını söyleseler hayatta inanmazdı. Oysa uğruna savaşacağı bir amaç bulduğunda, daha önce keşfetmediği cesur yönüyle tanışacaktı. Panik'ten hiçbir zaman korkmayan Dodge ise kimseyle paylaşmadığı sırrının, hırsını kamçılayacağından ve oyundaki gücüne güç katacağından emindi. Fakat sırrı olan tek kişi o değildi; herkesin oynamak için bir sebebi vardı. Panik, Dodge ve Heather'a yeni ittifaklar, umulmadık gerçekler ve ilk aşkı sunarken, insanın hayatta en çok ihtiyaç duyduğu şeyin bazen korkuları olduğunu gösterecek.

Panik Hakkındaki Yorumlar

"Lauren Oliver'ın bu son romanı okurlarına her yönüyle gerçekçi ve sürükleyici bir dostluk, sadakat, mücadele ve cesaret hikâyesi sunuyor."
-Booklist-

"Oliver, okurlarını sabahın erken saatlerine kadar uyutmayacak, gerilim dolu ve gerçekçi bir hikâye yaratmış."
-Kirkus Reviews-



Duvarı aştıktan sonra, geri dönmek imkânsız.
On sekizine basan her erkeğin ortadan kaybolduğu, duvarlarla çevrelenmiş bir kasaba…

Claysoot'ta hiç yetişkin erkek yoktur çünkü on sekizine gelen her genç erkek doğum gününün gece yarısında ortadan kaybolur. Zemin sallanır, rüzgâr uğuldar, kör edici bir ışık saçılır… ve on sekiz yaşındaki erkek yok olup gider.

Kasaba halkı buna Yükselme demektedir.

On sekizine basmasına yalnızca birkaç ay kalan Gray Weathersby kaderiyle yüzleşmeye hazırdır; ta ki annesinden kalan bir notu bulup çocukluğundan beri kabul ettiği her şeyi sorgulamaya başlayana dek: Konsey liderleri ile bariz sırlarını. Yükselme'nin kendisini.

Ve Claysoot'un etrafını saran Duvar'ın ardında ne olduğunu.

Gray'in kaçmak için tek şansı Duvar'a tırmanmaktır. Kimsenin ötesine geçip de hayatta kalamadığı Duvar'a…

Tutsak Hakkındaki Yorumlar

"Baştan sona macera dolu bir yolculuk. Bu kitabı bir oturuşta okurken heyecandan birkaç tırnağımı kemirmiş olabilirim. Devamı gelsin, lütfen!"
-Marie Lu - Efsane Serisinin Yazarı-

"Merak uyandırıcı bir serüven. Okurlar sıradaki kitabı hevesle bekleyecek."
-Kirkus Reviews-

"Hareket dolu, duygu yüklü, bol sürprizli bir macera."
-Booklist-

"Distopya hayranlarını cezp edecek, çarpıcı bir kitap."
- School Library Journal-

"Bu sürükleyici çıkış romanı bulmacalarla okurunun merakını canlı tutan ve sonunda daha fazlasını istemelerini sağlayan hızlı bir serüven."
-Shelf Awareness-



Herkesin gözdesi bir çocuk,
herkesin gözünden kaçan bir kızla karşılaşınca...

SUTTER KEELY. O… partilerin vazgeçilmezidir. Herkesi dans pistine çıkarabilir. Herkesi havuza kıyafetleriyle sokabilir. Tamam, akademik açıdan dâhi sayılmaz. Ne üniversiteye ne de iş yaşamına dair bir plan yapmıştır ve büyük ihtimalle geçimini gömlek katlayarak sağlayacaktır. Ama kasabada bir sürü kadın vardır ve Dean Martin ile viskinin yardımıyla hayatı aslında oldukça şahanedir.
Ta ki bir sabah bir bahçede uyanıp Aimee’yle tanışana kadar. Aimee’nin dünyadan haberi yoktur, sosyal ilişkiler konusunda tam bir felakettir, yardıma ihtiyacı vardır ve Üstat Sutter nasıl muhteşemüstü zaman geçirileceğini ona gösterecek, sonra da kendi yoluna gitmesine izin verecektir. Ama Aimee diğer kadınlara benzememektedir ve Sutter çok geçmeden boyundan büyük bir işe kalkıştığını anlar. Hayatında ilk defa bir başkasının yaşamını değiştirme… ya da mahvetme gücü elindedir.

Mükemmel Bir An Hakkındaki Yorumlar

“Zekice ve muhteşem bir üslupla yazılmış bir roman.” 
Publishers Weekly

“Okurlar yolunu kaybetmiş fakat içtenliği ve etkileyiciliğiyle etrafındakilere yardım etmeye çalışan delidolu bu gencin yaşamına kendilerini kaptıracaklar.”
School Library Journal




“Belki uyanacak ve her şeyin bir rüya olduğunu görecektim. Ama biliyordum, asıl şu ana dek yaşadığım hayat bir rüyaydı. Şimdiki ise gerçekti.”

Elisabeth Sturm, ailesi tarafından dünyadaki en sıkıcı yere taşınmaya zorlanmıştır. Büyük şehirden gelen Ellie kendini yalnız ve sürgün edilmiş gibi hisseder, üstelik yeni okulundakiler de kibirli ve soğuk görünmektedir. Fırtınalı bir gece, siyah atının üzerindeki karanlık bir binici tarafından kurtarılan Ellie, o andan itibaren onu hem korkutan hem de cezbeden gizemli rüyalar görmeye başlar. Rüyalarının izinden giderek yıllarca kendisinden saklanan aile sırrını açığa çıkaran Ellie, ölümcül bir tehlikeyle yüz yüze gelir.

Üstelik tüm gücüyle karşı koysa da kibirli, ulaşılmaz ve büyüleyici Colin’in karanlık cazibesinden uzak duramamaktadır. Ancak duyguları sevdiği adamı yok edecek kadar tehlikelidir…

Aşk Kırıkları Hakkındaki Yorumlar

“Kesinlikle her yaşa hitap eden, mizah dolu, romantik ve aynı zamanda ciddi bir kitap.” -Westdeutsche Zeitung

“Kitap kurtları tarafından mutlaka yutulması gereken bir eser!” -Nordbayerischer Kurier

“Yazar, roman kahramanının düşlerini mükemmel bir duyarlılıkla anlatıyor. Aşk, sır ve tehlike dolu, heyecanlı bir roman.” -Main Post

“Aşk Kırıkları heyecan verici ve romantik bir olay örgüsüne sahip. Sonunda kendini gerçek aşka bırakan genç bir kız ile aşktan korkan gizemli ve tehlikeli genç bir adamın nefes kesici hikâyesi.”
-Bulletin Jugend und Literatur



KAÇTIKLARINI SANIYORLARDI
AMA HİÇ BU KADAR YANILMAMIŞLARDI…

Anna, Şube’den Sam, Cas ve Nick’le birlikte kaçtıktan sonra saklanarak ve Sam’in kurallarına uyarak hayatta kalmayı öğrenmeye çalışır: Dikkat çekme. Her zaman yanında silah taşı. Bulunduğun yeri tanı. Arkanı kolla.

Anıları su yüzüne çıkmaya başlayan Anna çocukluğundan biriyle karşılaşınca sadakati sınanır. Bu, Şube’nin bir oyunu mudur yoksa Anna’nın sürekli umut ettiği kavuşma mı gerçekleşiyordur? Tüm cevaplarsa daha büyük bir sorunun arkasında gizlidir: En başında Anna’nın anıları neden silinmiştir?

Amnezi Serisi Hakkındaki Yorumlar

“Gelişmiş teknoloji ve büyük bir devlet komplosu okurları soluksuz bırakacak.”
-School Library Journal

“Kimlik karmaşası, gizem ve hız kesmeyen bir aşk hikâyesiyle tamamlanan, kalp atışlarınızı hızlandıracak Bellek, elinizden bırakamayacağınız bir macera sunuyor.”
-Lissa Price

“Bu gerilim romanı, okurları koltuklarına yapıştıracak. Kesinlikle sürükleyici bir hikâye.”
-Kirkus Reviews

“Serinin ikinci kitabında macera tavan yapmış. Romantizmin yanı sıra aile ilişkilerinin ön plana çıkması okuru derinden etkileyecek.” 
-Booklist

“Sırlar, şaşırtmacalar ve ihanetlerle dolu bir gerilim. Bayıldım. Bir sonraki kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.”
-Kim Harrington



Bazı şeyler var ki artık bu dünyada olmayanlar dışında kimseye söyleyemem.

Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikâyesinde, kaldırımdaki çatlakta açan bir çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda... Yeryüzünde bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum.

Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz.

Kısa süre önce ablasını kaybeden Laurel, onun nasıl öldüğünü bilen tek kişidir ve bu sırrı kimseyle paylaşmamasının bir nedeni vardır.

Onu bu karanlıktan çıkaracak yardım eli, hiç beklemediği bir yerden gelir. Genç kız okulda verilen bir ödevle mektuplar yazmaya başlar. Bu mektupların ortak noktası ise erken yaşta hayata veda etmiş, onun için anlamı olan Amy Winehouse ve Kurt Cobain gibi ünlü isimlere yazılmasıdır. Zaman geçtikçe bu duygu yüklü mektuplar hem ablasının ölümü üzerindeki sır perdesinin aralanmasına hem de Laurel'in kendine bir yol çizip yetişkin bir bireye dönüşmesine yardımcı olur.

Postacı Kapıyı Çalmayacak Hakkındaki Yorumlar

"Büyümek, sevmek, kendini bulmak ve hayatı anlamak üzerine yazılmış samimi, sürükleyici ve yüreklere dokunan bir roman."
-Usa Today-

"Dellaira bu romanıyla edebiyat dünyasına hızlı ve cesur bir giriş yapmış diyebiliriz."
-The Washington Post-

"Kalbinizi parçalara ayırıp sonunda o parçaları yeniden birleştirmeyi başaran, pek çok duyguyu aynı anda hissettiren sıcacık bir hikâye."
-Goodreads-

"Amy Winehouse, Jim Morrison ve Kurt Cobain gibi pek çok ünlü isim bu romana konuk oluyor. Okumaya değer, ilginç bir hikâye olduğu kesin."
-Booklist-



GÖRÜNMEZLİK LANETİ TAŞIYAN BİR ÇOCUK: STEPHEN
Stephen görünmez olarak yaşamaya alışkındır. O böyle doğmuştur: Görünmez. Lanetli. 

VE TÜM DÜNYADA ONU GÖREBİLEN TEK KİŞİ: ELIZABETH
Elizabeth bazen görünmez olabilmeyi dilemekte, görünmediği takdirde onu kimsenin incitmeyeceğini düşünmektedir.
Elizabeth ailesiyle taşındığı New York’taki yeni evinde Stephen’la karşılaştığında, genç kızın onu görebildiğini anlayan Stephen şaşkına döner. Elizabeth ise Stephen’ın onu görebilmesini, her haliyle görebilmesini istemesine şaşırır. Ancak iki genç yakınlaştıkça, görünmeyen bir dünya yollarına çıkar; uğursuzluklar, büyüler ve lanetlerle dolu bir dünya. Ve bir kez bu evrene adım attıklarında Elizabeth ile Stephen daha ne kadar derine gideceklerine karar vermek zorunda kalırlar çünkü sorularına bulacakları yanıt, aşk ile ölüm arasındaki farkı belirleyecektir…

Görünmez Hakkındaki Yorumlar

“Günümüz dünyasında geçen, fantazya ve romantizmin gizemli bir karışımı; Levithan ve Cremer’ın ortak çalışmasından kusursuz bir anlatım ortaya çıkmış.”
-Booklist

“Levithan ile Cremer bir kez daha ustalıklarını kanıtlıyorlar; her okur kendini Stephen’ın görünmezliğiyle özdeşleştirecek.”
-Publishers Weekly 

“Dinamik Cremer ve Levithan ikilisi, önceki kitaplarında yer alan tüm güzellikleri bir araya getirerek sihirli bir New York aşk hikâyesi yazmış. Görünmez, maceradan ve beklenmedik olay döngülerinden beslenen, dürüstlüğün ve bir başka kişiye gerçekten görünür olabilmenin mutluluğunu her okura yaşatan bir hikâye.” 
-Justine Magazine



Zihni, bedeninin zaten bildiği şeye karşı amansız bir savaş veriyordu.
Onu istiyordu… Hem de çok.

Emily Cooper, üniversite mezuniyeti ve annesinin zamansız ölümünden sonra yeni bir başlangıç yapmak için New York’a taşınır. Sevgilisi Dillon Parker da özenli, sevimli ve Emily’nin tam istediği gibi bir erkek olmaya çalışmaktadır.

Karşı konulamayacak kadar seksi, zengin ve adı çıkmış çapkın Gavin Blake, Emily’nin hayatına girdiğindeyse her şey değişecektir. Genç kadın hislerini inkâr etmeye çalışır fakat Bay Uzun Boylu, Esmer ve Yakışıklı onun peşini kolay kolay bırakmayacaktır. Bu beklenmedik karşılaşma Emily’yi hayatını sorgulamaya, arkadaşlıkları yıkıp kalpleri kıracak ve hayatını sonsuza dek değiştirecek bir karar almaya zorlayacaktır…

Çarpışma Hakkındaki Yorumlar

“Çarpışma olağanüstü bir aşk hikâyesi… Seksi, duygusal ve unutulmaz. Gavin Blake kalbinizi çalacak.”
-A. L. Jackson, New York Times çoksatan yazarı

“Çarpışma beni ilk satırından etkisi altına aldı, bir daha da bırakmadı. Gail McHugh sizi duygular diyarına götürecek ve bir sonraki kitap için yalvartacak!”
-Tara Sivec, USA TODAY çoksatan yazarı

“Beni kendine âşık edecek bir kitap dilemiştim… Fazlasını buldum…”
-Maryse’s Book Blog

“Gail McHugh beni hem altüst eden hem de duygusal girdaplara sürükleyen bir aşk üçgeni kaleme almış. Kendinizi hazırlayın çünkü bu roman içinizi titretecek.”
-E. L. Montes, USA TODAY çoksatan yazarı