Gelecek Yorumlar


Herkese merhaba! Okuduğum ve yorumu hazırlanacak olan kitapları bu sayfada sizinle paylaşıyorum. Aynı zamanda yorum isteklerinizi de bu sayfadan bana yazabilirsiniz. Sağlıcakla kalın!


Vampir


“Bir başyapıt.”
–Johann Wolfgang von Goethe
Modern vampir mitinin öncülerinden ve gotik korku edebiyatının klasik yazarlarından kabul edilen John William Polidori, Lord Byron’ın özel doktoru ve arkadaşıydı. Lord Byron, Percy Shelley ve eşi, Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’yle beraber korku hikâyeleri okudukları gecelerde doğan ve 1819’da yayımlanan bu öykü, Bram Stoker’dan Anne Rice’a, Alan Ball’dan Francis Ford Coppola’ya kadar birçok sanatçıyı etkiledi. Eser, satış kaygıları nedeniyle Lord Byron’ın ismiyle yayımlandı. John William Polidori hem eserini kendi ismiyle yayımlatamamanın bunalımı hem de kumar borçlarının yarattığı baskılar nedeniyle yirmi beş yaşında intihar etti. Ancak Vampir ve Polidori’nin yarattığı Lord Ruthven karakteri iki yüz yıldır okurların hayal güçlerine ve kâbuslarına musallat olmaya devam ediyor.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan İngiliz centilmen Aubrey, yüksek sosyetenin içine yeni giren gizemli Lord Ruthven’in etkisine girer. Lord Ruthven’in bilinmeyen geçmişi, tuhaf davranışları Aubrey’nin merakını cezbetmektedir. Ancak genç adam, kısa sürede yeni arkadaşının şatafatlı görünümünün altında kötücül birinin gizli olduğunu keşfedecektir. İkilinin Avrupa gezileri sırasında Lord Ruthven onlara saldıran bir grup haydut tarafından yaralanır. Son nefesini vermeden önce Aubrey’den ölümünü ve işlediği suçları toplam bir yıl bir gün kadar gizli tutmasını rica eder. Ancak Lord Ruthven ölümünden bir yıl sonra Londra’da tekrar göründüğünde ve Aubrey’nin kız kardeşine kur yapmaya başladığında adamın korkunç sırrı da ortaya çıkar.
Ama önce dünyaya vampir olarak gideceksin,
Kabrinden bir hışımla çıkacak cesedin;
Bir hayalet gibi musallat olacaksın yuvana,
Kanını emeceksin kendi ırkından her kim varsa.
Vampir kitabını okuyalı uzun zaman oldu ve hatırlamakta biraz güçlük çekiyorum. Bundan dolayı yorum biraz acı verici geçeceğinden sonlara saklamaya çalışıyorum doğrusu...

Bir Çöküşün Öyküsü


Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.
Bir Çöküşün Öyküsü yorumumu yayınlamak içi Stefan Zweig'den birkaç kitap daha okumayı düşünüyorum, böylece geçen seferki gibi toplu bir yorum paylaşabilirim! Siz beklerken düşüncelerime dair bir özet geçeyim: Bu kitap beğendiğim Zweig kitapları arasına girdi bile! Yine Zweig yeteneğini belli eden, oldukça etkileyici bir kitaptı. Yorumumun spoiler'ını yapmak ne kadar üzücüymüş! Bu kadarı yeterli...


Pastoral Senfoni


Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide’in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide’in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.
Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. “Pastoral” kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca’da Protestan din görevlilerine verilen “pasteur” adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.
Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven’ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni’ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.
Pastoral Senfoni'yi tamamen unuttum, yorum için bir göz gezdirmem gerekecek ve ben sanırım bunu yapmaya çok üşeniyorum. Bir süre daha yorumsuz kalacak bu tatlı kitap (Tatlı derken yanlış anlaşılmasın, çok beğenmediğime eminim...)


Yabancı


Tanrı, şeytanın inini cennete sakladı.
Kahverengi gözleri bana kabuk bağlamış yaraları anımsatan küçük bir kız çocuğu tanıdım. Onu parçaladım, mahvettim, yok ettim. Onu korudum, kurtardım, var ettim. Zihnimi durduramadım. Bir rüzgâr esti ve tavandaki lamba uğursuz bir ses çıkararak yavaşça sallandı. Gökyüzümü kara bulutlar kapladı, yağmur yağdı. Terk edilmiş bir kasabada geceler kimsesizdi, güneş yok oldu, ay sabah olunca doğdu. Boş bir arazide bir yel değirmeni döndü, döndü, döndü…
Sonra sana bir masal anlattım.
Ve seni ölüm uykusuna yatırdım. 

Yabancı yorumunu niye ertelemişim bilmiyorum, zaten kitabı 3. okuyuşum falandı. Bu seriyi seviyorum, muhtemelen "gayet güzeldi" gibi bir yorum yapacaktım. Şu an hiçbir şey hatırlamıyorum gerçi. Bu kitaba dair düşüncelerimi hatırlamak için ufak bir araştırma yapmam lazım. Türk yazarların kitaplarını nadiren yorumladığım için baştan savma bir yorum hazırlamak istemem. Biraz üzerinde uğraşacağım sanırım, ne zaman başına geçerim hiç bilinmez açıkçası...


Aşk Baharı Beklemez


Kar, Kalplerinde Yanan Ateşi Söndüremeyecekti
Treniniz bir kar yığınına saplandığı için gecenin bir yarısı yapmak zorunda kaldığınız soğuk ve ıslak yürüyüş, çekici bir yabancıyla unutulmaz bir öpüşme karesiyle son bulmaz. Kimse iki metrelik karlara bata çıka yaptığı maceralı bir yolculuğun, onu, eski bir dostla büyük bir aşka sürükleyeceğini tahmin edemez. Gerçek aşkın, karlı bir sabahta erkenden başlayan Starbucks mesaisiyle alevlenebileceğine de öyle herkes ihtimal vermez... Günümüzün üç çoksatar roman yazarı John Green, Maureen Johnson ve Lauren Myracle’a teşekkürler. Eğlence, aşk, romantizm ve nefes kesici öpücüklerle dolu üç hikayemiz var ve hepsi de bahar öncesinde gelen son kar tanelerinin sihriyle ışıldıyor.

Şu an bu kitabı okuyorum! Yüzyıllardır kitaplığımda okunmayı beklemekten çürümeye duran kitaplardan biri var karşınızda... John Green vesilesiyle aldığım ama bir türlü elimin gitmediği bu kitap, geçenlerde sıradaki kitabı seçmek için tasarladığım kuradan çıktı. Sonunda okunacak yani! Muhtemelen yorumu ilk gelecek olan kitap bu, beklemede kalın!









34 yorum :

  1. hiç beklemedigimiz kitaplarla devam ediyosun :) sasırttın

    YanıtlaSil
  2. Grinin elli tonuna devam etmiycekmisin

    YanıtlaSil
  3. kutsanmış kanı okuyorsun nihayet :) merakla bekliyordum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya, maalesef biraz gecikti. Araya çok kitap girdi de :D

      Sil
  4. Uzun aradalardan sonra yine ben :D Avcı'nın ilk çıktığı gün kpştum gittim aldım çünkü gerçekten çok merak ediyordum.Diğer kitaplarda Aiden olmazsa olmaz diye katı bir kural koyarken bu kitapta ''Ayy, Seth de olurmuş aslında'' diye baya yumaşadım. Bunun haricinde kitap full savaş kitabıydı ve bu beni pek sarmadı. Bide sonu çok şaşırtıcı o kadar. Ben serinin en çok beğendim kitabı Safkan kadar güzel olur diye ümit etmişken bu kitap olmadı. Şimdi senin düşüncelerini çok merak ediyorum yoksa bu kitabı tek muhteşem bulmayan ben miyim acaba :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yeni başladım ama sıktı biraz açıkçası. O yüzden 'yanlışıkla' bir göz atayım derken Bana Dokunma'ya başladım ve yakında bitireceğim. Sonra yine Avcı'ya dönüyorum ve bu kez adamakıllı okuyacağım fakat ben de nedense bu kitapta Alex'e uyuz oldum biraz, normalde sevdiğim bir karakterdi. :/ Neyse, daha yeni başladım o yüzden şimdilik -yorum yok- safhasındayım :D

      Sil
    2. Bende Alex'e uyuz oldum ama herkes etrafta avcı muhteşem yazarken bende şaşırdım yani :D bu kitapta en çok seth'e şaşırcaksın. Aiden için büyük fedakarlıklar yapıcak :/

      Sil
    3. Spoiler icin teşekkürler artik sasirmam :D Bugün bana dokunmayi bitirip yarin Avcı ya devam etmeyi düşünüyorum :)

      Sil
  5. umut bıçağının ilk baskısını okumuştum üzerinde o zamanlar +15 yaş üstü yazıyordu şu an da benzeri bir işaret var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır yok. Aslında kitapta biraz şiddet var ama zaten başrol 13-14 yaşlarında, bu yüzden 15+ olma nedenini şiddetten başka bir şeye bağlayamayacağım :/

      Sil
  6. kaçak'ı okumanı merakla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  7. yaa yardıma ihtiyacm var.lütfen fikrini söyle hangi seriye başlamalıyım:
    -Hush Hush
    -Küller üçlemesi
    -RUHSUZ-YENİRUH
    -aynı yldızın altında (seri değil ama)
    -Vampir Akademisi
    -Vmpir Günlğkleri
    lütfen yardımmmmmmmm. çok kararsız kaldım :(

    YanıtlaSil
  8. meraba.küller şehri nin serisini yazarmısııııın.şimdiden çok sağol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Kemikler Şehri
      2. Küller Şehri
      3. Camlar Şehri
      4. Düşmüş Melekler Şehri
      5. Kayıp Ruhlar Şehri
      6. Henüz Türkiye'ye gelmedi :)

      Sil
  9. kitaplar insanı hayallere sürükler gerçek hayattan koparsın bazende gerçek hayattaki farkına varmadığımız ince ayrıntıları fark ettirir her kitap yeni bir dünya bence ben özellikle kış bahçesini kitabını öneriyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir yorum olmuş, öneri için de çok teşekkürler :)

      Sil
  10. bugünlerde okuduğum coğu kitapta baş karakterler kadın , baş karakterin erkek olduğu bir kac seri önerirmisin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Romantik olarak Ayaklı Bela, Yeni Bir Umut, Bir Soru Bir Aşk vs. erkek karakterin ağzından yazılmış. Macerada ise Umut Bıçağı, Labirent: Ölümcül Kaçış, Sil Baştan, Olasılıksız, Kaiken vs bunlarda başrol erkek diye hatırlıyorum :)

      Sil
  11. Merhaba kapalı kişe yalnızlık kitabını önerim

    YanıtlaSil
  12. sence mart menekşelerimi yoksa böğürtlen kışımı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisini de okumadım ama Böğürtlen Kışı'nı önerenler çoğunlukta sanırım :)

      Sil
    2. MERHABA BLOGUNUZU ÇOOOK BEĞENİYORUM BANA AKSİYON FANTASTİK KİTAP SERİSİ ÖNERİRMİSİNİZ?

      Sil
    3. Yaşını söylesen iyi olurmuş ama ben her yaşa hitap edenleri söyleyeyim o zaman :)

      Ölümcül Oyuncaklar
      Vampir Akademisi
      Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer
      Melez Sözleşmeleri
      Bana Dokunma
      gibi seriler ilgini çeker diye düşünüyorum :)

      Sil
  13. sence hush hush serisinin içeriği gibi olan seri varmıdır ama hush hush gibi tutkuyla bağlanılacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım bana kalırsa sen Fısıltı serisinin aynısını istiyorsun :D

      Sil
  14. tatlı sır ve siyah buz yorumlarını merakla bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanır mısın, ben de merakla bekliyorum :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...